Konya Bilim Merkezi İlimge

Ageizm: Yaş Ayrımcılığı

 Mahir Bilal Pirim
 6 dk  43

Ayrımcılık, bir kişiye ya da gruba kamu yararı gözetmeksizin siyasi görüşü, dini inancı, etnik kökeni, cinsiyeti, yaşı, medeni hali veya bedensel engeli gibi birtakım özelliklerinden dolayı önyargılı/olumsuz davranılması olarak tanımlanmaktadır. İfadede yer aldığı gibi ayrımcılık birçok sebebe dayandırılarak farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Kişinin biyolojik yaşından ötürü yapılan ayrımcılık çeşidi ise “ageizm” yani “yaş ayrımcılığı” olarak ifade edilmektedir.

Yaş ayrımcılığı kavramı ilk kez 1969’da Amerikan gerontolog (yaşlıbilimci) ve psikolog Robert Butler tarafından tanımlanmıştır. Yaş ayrımcılığı, yaşlı veya genç fark etmeksizin sadece yaş faktörünün temel alınmasıyla yapılan ve ayrımcılık kapsamına giren tutum ve davranışlar olarak açıklanmıştır.

Toplum tarafından yaş ayrımcılığına uğrayan kesim her ne kadar çoğunlukla yaşlılar olsa da gençlere yönelik yapılan ayrımcı tutumlar da yok değildir. Sosyal yaşamda gençlere karşı yapılan yaş ayrımcılığı genellikle deneyimli olmamalarına yönelik yapılan yetersizlik vurgusu ve fikirlerinin pek fazla önemsenmemesi olarak baş gösterir.

Yaş ayrımcılığının ortaya çıkış hikâyesi çalışma koşullarında esaslı değişiklilere sebebiyet veren Sanayi Devrimi sonrasına dayanmaktadır. Sosyal hayatta özellikle 19. yüzyılın sonlarına doğru belirmeye başlayan yaş ayrımcılığının nedeni yeni çalışma sisteminin yaşlı bireyleri verimsiz bulmasıdır. Küresel modern temayüller ve teknik gelişmelerin hızlanması yaşlı çalışanların becerilerini, niteliklerini ve yetkinliklerini yetersiz kılabilmektedir. Bilhassa teknolojik gelişmelerin yoğun olarak yaşandığı 21. yüzyılda yaşlılar bu değişim sürecine gençlere nazaran daha zor adapte olmaktadır. Modern toplumların ise ani teknolojik gelişimlere ayak uydurabilen insanlara olan rağbeti daha fazladır. Bu durum belirgin bir şekilde yaş ayrımcılığı oluşturmasa da yaşlı bireyleri işsizliğe itmektedir. İşsizlik ise beraberinde yaşlıların ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalmalarına neden olmaktadır.


Ayrıca sanayileşmiş ülkelerde yaşlı nüfusun artmasıyla beraber ekonomiye katkı sunan kesimin azalması sosyal refah sistemlerine ilave yük getirmektedir. Buna benzer durumlarda yaşlı ve genç insanlar kıt kaynaklar için mücadele eden gruplar haline gelmektedir. Yaş ayrımcılığının ana kaynağının yaş grupları ile sosyal olarak inşa edilmiş kuşak grupları arasındaki çatışmalar olduğu düşünülmektedir. Toplumun temel yapıtaşı olan aile kurumunun günümüzde birtakım değişikliklere uğratılması da genç ve yaşlı insanların ayrışmasına bir neden olarak görülmektedir. Ek olarak zorunlu emeklilik gibi yaş ayrımı nedeniyle kurumsallaşmış düzenlemeler ve kurallar da yaş ayrımcılığına işaret etmekte ve bu kapsamda değerlendirilmektedir. Çünkü çalışma hayatına devam etmek isteyen veya ihtiyacı olanlara yaş kıstası dayatılması ayrımcılık olarak görülmektedir.

Yaşlı ayrımcılığı bireysel, kurumsal ve toplumsal alanda kendini göstermektedir. Bireysel yaşlı ayrımcılığına örnek olarak yaşlı kişiye saygısız davranma, onunla iletişim kurmama ya da iletişim kurarken alaycı üslup takınma gibi etik dışı davranışlar sıralanabilir. Kurumsal alanda yaşlı ayrımcılığı daha çok kamu politikaları, sağlık ve istihdam gibi konularda oluşmaktadır. Toplumsal yaşlı ayrımcılığı da sosyal hayattaki ayrımcı önyargılar şekline karşımıza çıkmaktadır.

Gelişmiş sanayi ülkeleri, günümüzde yaşanan bu yaş ve yaşlı ayrımcılığını önlemek için birtakım tedbirler almakta ve gerekli düzenlemeleri hukuki zeminde kabul etmektedir. Ancak yaş ayrımcılığının ispatlanması hayli zor olduğu için yapılan bu düzenlemeler her zaman verimli bir sonuç vermemektedir. Çünkü ayrımcılık yapıldığının ispatlanması için gençlerin veya başka bir sosyal grubun sırf yaşından ötürü diğer kişilere tercih edildiği net şekilde kanıtlanmalıdır.

Geleneksel toplumlarda doğumdan ölüme kadar olan yaş evreleri doğal olarak kabul edilirken günümüz küresel toplumu, tüketimin ayakta kalabilmesi için değişime açık, hızlı yaşayan, gezgin ve sportif bireylerin devamlı tüketen insan modeline ihtiyaç duymaktadır. Küresel toplum, modern olarak tabir edilen bu çağın istediği kişisel ve fiziksel özelliklerin bir kısmı yaşlılarda bulunmadığı için çeşitli algı çalışmaları sonucunda insanların yaşlıları toplumdan ayrıştırmalarına zemin hazırlamaktadır. Modern çağda kişilerin genç vücuda sahip olmaları ve bedenen yaşlılığın izlerini silmeleri veya geciktirmeleri için birçok yöntem zorlanmaktadır. Örneğin “yaşlanma karşıtı” olarak pazarlanan kozmetik ürünleri veya tıp alanında oldukça rağbet gören estetik, plastik ve rekonstrüktif cerrahi bu durumun bir tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan bedeninin diğer kişiler tarafından beğenilecek durumda olması hijyen ve sağlığın korunmuş olmasıyla eş değer olduğu fikri çeşitli yöntemlerle topluma empoze edilmektedir. Bu algı ise toplumdaki gerofobik (yaşlılıktan korkan) insanların sayısını her geçen gün artırmaktadır.


Toplum mühendisliği ve algı yönetiminde en etkili silahlardan biri olan medya, yaşlılara yönelik kalıp yargıları sözel, görsel ve mizahi yollarla kitlelere sunarak yaşlı ayrımcılığının oluşmasında etkili olmakta, var olan ön yargıların ise güçlenmesine sebep olmaktadır. Dizi, film ve reklamlarda yaşlı bireylerin görmezden gelinmesi, yaşlılara yönelik olumsuz tutumların oluşturulması var olan yargıları pekiştirmektedir. Örnek olarak bir margarin markasının reklamında kullanılan “Siz hala annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz?” sloganı yaşı ileri olanların yenilikleri takip edemediği fikrini gençlerin bilinçaltına nüfuz ettirmektedir. Bir diğer örnek ise filmlerde yaşlı karakterlerin devamlı hasta olması veya hastalıktan ölmesi onları güçsüz ve muhtaç olarak nitelendirmektedir.

Bu yapılanlar kuşaklar arası çatışmayı tetiklemekte ve toplumsal barışı bozmaktadır. Ömrü yeten herkesin yaşlanacağı bir hakikatken yaşlılığı istenmeyen ve dışlanan bir olgu haline getirmeye çalışmak yaş alan bireyleri depresyona ve bunalıma sürüklemesi ihtimal dâhilinde görülmektedir. Ayrıca yaşlıların üretken ve aktif olduğu deneyimleri ile önemli işler ortaya koyduğu birçok örnekte görülmektedir. Örneğin, Mimar Sinan ustalık eseri olarak tanımladığı Selimiye Camii’ni 90 yaşında yapmıştır, Goethe ünlü eseri Faust’u 80’inden sonra yazmıştır, Cemal Kutay 90 yaşından sonra birçok eser kaleme almıştır.

#Ageizm #Robert Butler #Yaş Ayrımcılığı
0
0
0
Kaynakça

Baybora, Dilek. “Çalışma Yaşamında Yaş Ayrımcılığı ve Amerika Birleşik Devletleri’nde Yaş Ayrımcılığı Düzenlemesi Üzerine”. Çalışma Ve Toplum, 1 (24), 1-30. 2010.

Demir Dikmen, Rukiye. “Yaş Ayrımcılığı: Etkiler Ve Çözüm Önerileri”. Geriatrik Bilimler Dergisi 6 (1). 32-39. 2023.

İpekyolu Kalkınma Ajansı. “Sosyal Politika Kavramları Sözlüğü” Erişim: 13.02.2024. https://www.kalkinmakutuphanesi.gov.tr/dokuman/sosyal-politika-kavramlari-sozlugu/1200 

Kulaoğlu, Samet. “İleri Yetişkinlerin Yaş Ayrımcılığına Ve Yaşlılara Yönelik Algısı (Kastamonu Örneği).” Sakarya: Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2021.

BENZER MAKALE
Matematik Öğrenme Güçlüğü: Diskalkuli

Matematik Öğrenme Güçlüğü: Diskalkuli

Matematiğin sevilmeme nedenleri arasında yer alan öğretmen, okul ve çevre gibi faktörlerin yanında başka...

Beş Faktörlü Kişilik Modeli

Beş Faktörlü Kişilik Modeli

Kişilik, toplumda bireyleri birbirinden ayıran ve faklı kılan özellikler bütünüdür. Kişilerde ve...

Gestalt Teorisi ve İlkeleri

Gestalt Teorisi ve İlkeleri

Gestalt teorisine göre; bütün, parçaların toplamından farklı bir anlam ifade eder ve birey, bütünü...

Müziği Neden Seviyoruz?

Müziği Neden Seviyoruz?

Müziği seviyoruz çünkü bizi iyi hissettiriyor. Peki, neden kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor? 2001...

Kompulsif Biriktirme Hastalığı: Dispozofobi

Kompulsif Biriktirme Hastalığı: Dispozofobi

Daha önce ‘belki ileride işe yarar’ düşüncesi ile eşyalarınızı atamadığınız oldu mu? Başkalarının...

Somatik Bellek

Somatik Bellek

Somatik bellek, vücudun motor hareketlerini ve fiziksel deneyimlerini hatırlama yeteneğidir.

Renkleri Tatmanın, Sayıları Duymanın Yolu: Sinestezi

Renkleri Tatmanın, Sayıları Duymanın Yolu: Sinestezi

Synesthesia” kelime kökleri itibariyle Yunanca syn (birlikte) ve aesthe-sis (algılamak) olan iki kelimenin birleşiminden...

Bir İkna ve Retorik Sanatı: Kırmızı Sazan Safsatası

Bir İkna ve Retorik Sanatı: Kırmızı Sazan Safsatası

Retorik, iletişim yoluyla ikna etme sanatlarından bir tanesidir. Motive etmek veya bilgilendirmek için insanların...

Abraham Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

Abraham Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

Psikolog Abraham Maslow, 20. yüzyılın en tesirli psikologlarından biri olarak kabul edilmiş ve 1943 yılında yayımladığı...

Bilinçli Rüya Görmek

Bilinçli Rüya Görmek

Lusid rüya, kişinin rüya gördüğünün farkında olduğu ve rüyayı yönetebildiği rüya...

ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER