Konya Bilim Merkezi İlimge

Meysûr Sultanlığının Meşhur Hükümdarı: Tipu Sultan

 Hatice Durak
 5 dk  263

Meysûr isimli bölge Hindistan’ın güneybatısında yer almaktadır. Meysûr Sultanlığının eski adı kaynaklarda Meysûr, Mahisûr yahut Mysore olarak geçse de günümüz Hindistan'ında Karnataka olarak bilinmektedir.  Meysûr Sultanlığı bu bölgede 1760 ila 1799 yılları arasında hüküm sürmüştür.

Müslümanların geniş coğrafyalara yayılması ve yeni fetihler neticesinde toprak sınırlarının Hindistan’a kadar uzanması, 14. yüzyılın ilk yarısında Müslümanların Meysûr Bölgesi’ne yönelmesine sebebiyet vermiştir. Delhi Sultanı Alâeddin Halacî’nin kumandanlarından biri olan Melik Kâfûr 1310’lu yıllarda buraya ulaşmış ve Hindu olan Hoysala Krallığı’nı kendisine itaate zorlamıştır. Tuğluklu Hanedanlığının kumandanlarından biri olan Gıyâseddin Muhammed ise 1327 tarihinde bölgeye tamamen hâkim olmuştur. Her ne kadar on yıl sonra Hindu Viayanagar Racalığı’nın hâkimiyetine geçmiş ve komşu İslâm devletlerinin baskıları sebebiyle önceki nüfuzunu kaybetmiş olsa da bu sultanlığın 1565’e kadar bağımsızlığını koruduğu bilinmektedir.


Aynı bölgeye dönemin Müslüman devletleri haricinde Avrupalıların da geldiği kaynaklarda yer almaktadır. Öyle ki Hindistan’da Avrupalıların ilk yerleştiği bölge olarak bilinen Meysûr’a İngilizler 1639 yılında ticaret için gelmiş ve Saint George isimli bir Liman dahi kurmuşlardır.

Asıl adı Feth Ali olan ve Meysûr Sultanlığının meşhur hükümdarlarından biri olarak tarihe geçen Tipu Sultan, Meysûr Sultanlının kurucusu olarak bilinen Haydar Ali Han’ın oğludur. 1750 yılında günümüzde Bangalur (Bangalore) bölgesi olarak bilinen ancak eski ismi kaynaklarda Devanahalli olarak geçen şehirde doğmuştur. Gençlik yıllarında hükümdar olan babasının diğer devletlere karşı verdiği mücadelelere şahit olan ve bu mücadeleler içinde büyüyen Feth Ali’nin iyi bir eğitim aldığı bilinmektedir. Öyle ki Arapça, Farsça, Urduca gibi diller öğrenmiş; âlim, şair ve asker olarak yetişmiştir. Feth Ali on beş yaşına geldiğinde babasıyla birlikte Meysûr ve İngiliz ordusunun 1776’da ilk defa karşı karşıya geldiği bir savaşa katılmıştır. Altı yıl sonra Şubat 1782’de İkinci Meysûr savaşında tekrar İngilizlerle karşı karşıya gelen Meysûr ordusunun başında bulunan Feth Ali, İngilizler’i mağlûp edince büyük bir ün kazanmıştır. Aynı yılın sonunda babasının vefat etmesi üzerine de tahta geçmiştir.

Tipu Sultan İngilizlere karşı Fransızlarla iş birliği içerisinde olmuştur. Bununla birlikte, Osmanlı Devleti ve Afgan Hanlığı ile de ittifak girişimlerinde bulunmuştur. Tipu Sultan, Osmanlı Devleti ile ittifak yapabilmek için 1786’da 700 kişiden oluşan bir elçilik heyetini İstanbul’a göndermiştir. Bölgeler arasındaki mesafenin hayli uzun olması sebebiyle bu heyetin ancak bir buçuk yıl sonra İstanbul’a ulaşabildiği bilinmektedir. Bu heyet dönemin Osmanlı halifesinden İngilizlere karşı askerî yardım talebinde bulunmuş, bunun yanında ticarî ilişkilerin de geliştirilmesini istemiştir. Tipu Sultan’nın Osmanlı halifesinden bir de hilâfet beratı talep ettiği kaynaklarda geçmektedir. Osmanlı Devleti’nden daha önce bu şekilde bir talep beyan eden kimse bulunmadığı için bu durum Osmanlılardan bu şekilde berat istenmesinin ilk ve tek örneği olarak kayıtlara geçmiştir. Tipu Sultan, I. Abdülhamid’e gönderdiği mektupta İngilizlerin bölgelerinde büyük tahribat yaptıklarını, insanları zorla Hıristiyanlığa sokmak istediklerini, cihada devam edebilmesi için yardıma ihtiyaç duyduğunu bildirmiş, ticarî iş birliğinin yanında asker ve mühimmat yardımı da istemiştir. Ancak Osmanlı Devleti tüm bunlar yaşanırken Rusya ile savaşta olduğu için İngiltere’yle düşman olmak istememiştir. Bu sebeple de Tipu Sultan’a gönderilen cevap mektubunda barışın korunmasına dair tavsiyelerde bulunulmuştu. 

Beklediği desteği bulamayan, İngilizlerle mücadele içinde olan ve savaşlarda yenilgi alan Sultan Tipu’nun İngilizlere karşı Fransa ile ittifak halinde olması İngilizleri rahatsız etmiştir. Bu ittifakı bozmak isteyen İngilizler, dönemin Osmanlı padişahı III. Selim’e giderek bu durumu bildirmişler ve bu ittifaka son vermesi için Sultan Tipu’ya tavsiyede bulunmasını istemişlerdir. Bunun üzerine III. Selim, Tipu Sultan’a Fransızlara güvenilmeyeceğine dair bir mektup göndermiştir. Bu mektuba cevap olarak Tipu Sultan, Fransızlara karşı tedbirli davranacağını bildirmiş, kendisi de III. Selim’e İngilizlere de güvenilmemesi gerektiğine dair iki mektup göndermiştir. Ancak bu mektuplar daha İstanbul’a ulaşmadan, Tipu Sultan Srirangapatam Savaşı’nda yenilerek 1799 yılında hayatını kaybetmiştir. Onun ölümünün ardından İngilizlerin Güney Hindistan’da yayılışının önündeki en büyük engel olan Meysûr Sultanlığı toprakları, İngilizlerin hâkimiyetine girmiştir.


Tipu Sultan, Meysûr Sultanlığı döneminde önemli galibiyetler elde ederek yaşadığı bölgenin ve ülkesinin gelişmesi adına tarımdan ekonomiye, imar faaliyetlerinden ticarete pek çok önemli alanda mühim gelişmelere imza atmış ve yönetimindeki halkı tarafından da teveccüh görmüştür. Öyle ki Tipu Sultanın ölümüne neden olan savaşta onun cesedinin bulunduğu yer tespit edilmiş ve oraya onun anısına bir taş dikilmiştir.

Tipu Sultan kendi adına para bastırmış, yeni takvim ve ölçü tartı birimleri sayesinde mali bir sistem oluşturmuştur. Bunun yanında kendisi Hindistan askerî tarihinde roketin mucidi olarak da bilinmektedir.

#sultan #hindistan #tipusultan
0
0
0
Kaynakça

Özcan, Azmi. “Meysûr”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 29/510-511. Ankara: TDV Yayınları, 2004.

Özcan, Azmi. “Tîpû Sultan”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 41/192-193. İstanbul: TDV Yayınları, 2012.

“Tippu Sultan | Sultan of Mysore | Britannica”. 01 Mayıs 2023. Erişim 12 Mayıs 2023. https://www.britannica.com/biography/Tippu-Sultan

“Kingdom of Mysore - New World Encyclopedia”. Erişim 12 Mayıs 2023. https://www.newworldencyclopedia.org/entry/Kingdom_of_Mysore

BENZER MAKALE
İngiltere Tarihindeki Kanlı Kraliçe

İngiltere Tarihindeki Kanlı Kraliçe

İngiltere tarihinde Protestan reformuna karşı çıkarak, Katolik inancını savunan Kraliçe Mary'nin Protestan...

Modern Üniversitenin Kurucusu: Wilhelm von Humboldt

Modern Üniversitenin Kurucusu: Wilhelm von Humboldt

Wilhelm von Humboldt, Prusyalı bir devlet adamıdır. Bakanlık ve diplomatlık yanında filozof, dilbilimci ve eğitimcidir....

Ortaçağ Yahudi Alimi: Saadia Gaon

Ortaçağ Yahudi Alimi: Saadia Gaon

Asıl adı Saadia ben Yosef olan Saadia Gaon Müslümanlar arasında Said el-Feyyumi olarak tanınmaktadır. Babilonya’da...

Osmanlı Mimarisine Yön Veren İsim: Mimar Sinan

Osmanlı Mimarisine Yön Veren İsim: Mimar Sinan

Osmanlı’nın en gözde mimarı olan Sinan, Kayseri’nin Ağırnas köyünde dünyaya gelmiştir. Yavuz...

Said Halim Paşa’nın Hayatı ve Düşünceleri

Said Halim Paşa’nın Hayatı ve Düşünceleri

Said Halim Paşa, döneminin İslam çizgisindeki aydınlarındandır. Çağdaşlarının aksine İsviçre’de...

Bir İslam Sanatçısı: Sıdıka Cuma

Bir İslam Sanatçısı: Sıdıka Cuma

Sıdıka Cuma, eleştirmenlerce beğenilen, birçok ödüle sahip çağdaş İslam sanatçısı, grafik...

Peygamber Efendimizin Şairi: Hassan Bin Sabit

Peygamber Efendimizin Şairi: Hassan Bin Sabit

Hz. Peygamber’i, ashabını ve İslâm dinini, müşriklerin hicivlerine karşı şiirleriyle savunduğu için...

Ölümcül İsyan: An Lushan Ayaklanması

Ölümcül İsyan: An Lushan Ayaklanması

755-769 yılları arasında Çin’de süren An Lushan ayaklanması sonucu 36 milyon insan hayatını kaybetmiştir....

Meşhur Astronomi Alimleri: Mecrîtî ve Zerkali

Meşhur Astronomi Alimleri: Mecrîtî ve Zerkali

Astronomi insanlık tarihi kadar eski bir bilimdir. Gökyüzü her zaman insanlar için bir merak konusu...

Hüccetülislâm: İmam Gazzali mi? İmam Gazali mi?

Hüccetülislâm: İmam Gazzali mi? İmam Gazali mi?

“Hüccetülislâm” ve “Zeynüddin” isimlendirmeleri ise İmam Gazzali’nin...

ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER