Konya Bilim Merkezi İlimge

Düello Geleneği

 Mahir Bilal Pirim
 7 dk  192

Kökeni antik döneme dek dayanan düello birçok kültürün içinde yer almış bir gelenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Düello, doğu toplumlarında savaş öncesi er dileme geleneğinden (mübareze) hariç olarak batıda bireysel karşılaşmaları ifade etmektedir. Her ne kadar Germen kabilelerinde uygulanan bir adet olsa da tarih sahnesi içinde farklı şekillerde farklı kültürlere yayılmıştır.

Tarihçesi milattan önceye kadar dayanan mübareze Araplar, Filistinliler, İsrailliler, Yunanlılar, Hintliler, Persler, Çinliler ve Türkler arasında yaygın olarak görülmüştür. Yapılan mübarezeler savaş öncesinde birkaç askerin meydana çıkıp mücadele etmesinden ibaret değildir. Zaman zaman savaş esnasında da mübarezelerin gerçekleştiği olmuştur. Hatta hükümdarların da birbirlerine karşı mübareze teklif ettikleri tarihi kayıtlar arasında yer almaktadır. Örneğin Hydaspes Nehri kenarında yapılan savaşta mücadelenin en kızıştığı anda Büyük İskender’in Peros’u (Fevr) mübarezeye davet ettiği bilinmektedir.


Batı toplumlarında algılanan düello geleneği ise en genel tabiriyle, canlarını tehlikeye atan iki kişi arasında yaşanan bir dövüştür. Bu dövüş, herhangi bir otoritenin izni alınmadan, taraflardan birinin kendisine veya herhangi bir değerine karşı saygısızlık yapıldığı iddiasıyla diğerine meydan okumasının sonucunda gerçekleşen ve bu nahoş durumu ortadan kaldırmak için düzenlenen bir çarpışmadır.

İnsanlık tarihinde çok eski dönemlerden beri var olan düelloya ait en kesin veriler onuncu ve on birinci yüzyıllarda yapılan savaşlarda taraflardan bir veya birkaç askerin öne sürülmesiyle yapılan birebir mücadele şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Batı toplumlarında eski dönemlerden beri var olan düello geleneği on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda İtalya’da modern bir forma bürünüp ardından tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Bu tarihlere kadar gelenek şeklinde süregelmiş olan düello, artık çarpışma prosedürlerini açıklayan bir doktrin haline bürünmüştür.

Geç dönem Rönesans ürünü olan düello öğretisinin bu kadar hızlı yayılmasında şüphesiz teknolojik gelişmeler büyük rol oynamıştır. On altıncı yüzyılda İtalya’da kolay taşınabilir ince kılıçların icat edilmesi olası bir ihtilaf anında tarafların kılıçlarını çekip hızlı bir şekilde düello pozisyonu almalarını sağlamıştır. On sekizinci yüzyılda ise İngiltere’de yapılmış bir düelloda ilk defa “pistol” denen ateşli silahlar kullanılmıştır. On sekizinci yüzyılın sonlarında ise ateşli silahların iyice yaygınlık kazanması sonucunda kılıç, düellolarda neredeyse hiç kullanılmaz hale gelmiştir. Bu durum o dönemlerde Avrupa’da düello sebepli ölümleri oldukça artırmıştır.

Bilhassa Fransa, İngiltere ve geç dönemlerde Amerika’da gözlemlenen ve kayıt altına alınan birçok düello vakası bulunmaktadır. Bu coğrafyalarda kaydedilmiş vakalar incelendiğinde düelloya sebebiyet veren başlıca nedenler şöyle sıralanabilir:

1) Bir kişinin şahsına yönelik yapılan saldırılar (Cana kastetmek, bir kişinin varisini öldürmek, bir kişinin arkasından hayatına mal olacak planlar yapmak.)

2) Bir kişinin malına karşı yapılan saldırılar (Ticarette hile yapmak, hırsızlık yapmak.)

3) Bir kişinin itibarına yönelik yapılan saldırılar (Örneğin bir kadının eşini aldatması. Bu durumda erkek kadına karşı böyle bir ithamda bulunarak kadının vekili ile düello yapabiliyordu. Ancak aynı hak kadına verilmemişti. Bir kadın, eşini bu şekilde suçlama hakkına sahip değildi.)

4) Hükümdara veya ülkeye ihanet edilmesi

Kişilerarası anlaşmazlıkları ortadan kaldırmak ve sorunları çözmek düellonun başında gelen amaçları arasındadır. Bir anlamda Tanrısal yargılama ve adaletin yerini bulması olarak sembolize edilmişti. Ancak işin çığırından çıkması, ölümlerin orantısız artması, kralların keyfi düellolar verdirmesi gibi birçok sebep düellonun çıkış amacından sapmasına sebep olmuştur. Bu konuya parmak basan siyaset bilimci teorisyen Montesquieu, düellonun canavarca bir adet olduğunu belirtmiştir.

Örneğin 1834’te Alexander Puşkin “boynuzlanan bir koca” olduğunu ima eden bir mektup alır. Puşkin bu minvalde bir mektubu ilk defa almamıştı. Ancak Puşkin’in eşi Natalya Puşkin’in sadakatsiz bir kadın olduğu asla ispatlanamamıştı. Puşkin için gitgide rahatsızlık verici olmaya başlayan bu durum onu düelloya zorlamıştı. Bu sebeple Puşkin ve alaycı mektupta ismi geçen subay Georges D’Anthes Ocak, 1837’de silahlı bir düelloda karşı karşıya geldi. Bu mücadele esnasında ölümcül bir yara alan Puşkin, düellodan iki gün sonra öldü. Bu ölüm sebebiyle de Fransız asker D’Anthes’in rütbesi elinden alındı ve Rusya’yı kalıcı olarak terk etmesi emredildi.


Nitekim 19. yüzyılın ortalarında birçok hükümet yapılan düellolar için tedbirler alma yoluna gitmiştir. Öyle ki Almanya, Göttingen’de gittikçe çoğalan düellolar sebebiyle 1816 yılında her ne sebeple olursa olsun uzunca bir müddet düellolar yürürlükten kaldırılmıştır. İngiltere 19. yüzyılın sonlarında, Fransa ve Almanya ise ancak I. Dünya Savaşından sonra bu geleneği sonlandırabilmiştir. ABD halkı da düellolara karşı ciddi tavır almış ve bu uygulamayı hakir görmeye başlamıştır. Bunun sonucunda hükümetin 1805 yılında aldığı genel kurur kararı sonucunda düellolar tamamen sonlandırılmıştır. Bu genel kurul kararında düellolar, gotik barbarlığın kalıntısı, Tanrı’ya şirk, etik kurallara başkaldırı ve barış ortamının zedeleyicisi olarak görülmüştür. Öyle ki meclis mebusları, düellolar sonucunda ölen kişilerin cenazelerine katılmamaları hususunda ikaz edilmişlerdir. Aynı şekilde kiliseden, düello yapan kişileri pişmanlık duyup tövbe edinceye dek muhatap almamaları istenmiştir. Böylelikle Amerika ve Avrupa toplumları asırlarca devam ettirdikleri ve sonradan hata olarak gördükleri düello geleneğinden kanunlar yoluyla vazgeçmiştir.

Öte yandan Osmanlılarda nadir de olsa düellolar gözlemlenmekteydi ancak mevcut kayıtlar bu düelloların genellikle Osmanlı topraklarında ikamet eden gayrimüslim vatandaşlar arasında gerçekleştiğini göstermektedir. Yanya Bidayet Mahkemesi Azasından olan bir Osmanlı aydını Yako Sami, makalesinde “insanın, insanı öldürmesinin intihardan pek farklı olmadığını ve şer’i hükümlerle bağdaşmadığını” dile getirmektedir. Aynı zamanda çeşitli mesnetlerle bu yöntemin topluma huzur ve refah getirmeyeceğini belirtmiştir.

Osmanlı’da bulunan Müslüman toplumun ve devlet erkânının düello geleneğini benimsememesinde dini ve insani sebepler yatmaktadır. Onlara göre düello esnasında haklının değil güçlünün kazanma ihtimali adaletin tesis edilememesine yol açar. Ayrıca bir kişinin sırf diğerinin canına kastetmek için karşı tarafa iftira atabilme ihtimalinin bulunması da ayrı bir şüphe sebebi olarak sayılmıştır. Yine bu yöntemin canice ve ilkel bir yöntem olduğu düşünülüyordu. Bu gelenek sefil bir insan âdeti ve cahiliye döneminden kalma bir uygulama olarak görülmüştür.

Nitekim Batı toplumu da asırlardır devam ettirdiği bu geleneğin bir öğretiye dönüşmesi sonucunda birçok sorunla karşılaşmış ve birçok hükümeti tedbir almaya zorlamıştır. Hukuki ve dini yaptırımlara ilave olarak halk baskısı sonucunda düello geleneği yirminci yüzyılda Batı toplumunda edindiği yeri kaybetmiştir.

#Düello #Mübareze #Tarih #Savaş
0
0
0
Kaynakça

Doğan, Cem, “Düellonun Tarihi Ve Osmanlı Düellocuları”, The Journal of Academic Social Science Studies, 6(1), 2019, 663-689.

Duman, Abdullah. (2020). İslâm'ın İlk Döneminde Mübâreze Geleneği. Vankulu Sosyal Araștırmalar Dergisi, 5, 21-48

Uluç, Vahap, “Kan Davası: Sürdürülebilirliği Olmayan Bir Gelenek”, Econharran, 7(12), 2023, 1-5.

Pınar, Hayrettin & Pınar Asgorava, Aynur, “Osmanlı’da Düello: Sınırı İhlâl Etmeye Kalkışanlar,” Tarih İncelemeleri Dergisi, 35(2), 2020, 701-726.


BENZER MAKALE
Öğretmen Değil Rehber

Öğretmen Değil Rehber

Çoğu zaman kendisine atfedilen kutsallıkla birlikte anılan öğretmenlik mesleğinin de bir tarihsel süreci...

Pelerinin Altındaki Hançer: Sicarii Suikast Örgütü

Pelerinin Altındaki Hançer: Sicarii Suikast Örgütü

Sicarii olarak tanımlanan grup adını suikast faaliyetlerinde kullanılan hançerden almaktadır. Kısa ve kıvrımlı olan...

Birlik ve Konfederasyon Mücadelesi: Amerika iç Savaşı

Birlik ve Konfederasyon Mücadelesi: Amerika iç Savaşı

Amerikan İç Savaşı, ekonomileri tarıma dayalı olan ve köleleri iş gücü olarak kullanan Güney...

Son İsrail-Arap Savaşı: Yom-Kippur Muharebesi

Son İsrail-Arap Savaşı: Yom-Kippur Muharebesi

Suriye ve Mısır önderliğinde Arap Devletleri 1973 yılının 6 Ekim’ine denk gelen Ramazan ayının onuncu gününde,...

Vaat Edilmiş Topraklar Efsanesi ve Siyonizm

Vaat Edilmiş Topraklar Efsanesi ve Siyonizm

Vaat Edilmiş Topraklar (Arz-ı Mev’ud), Tanrı'nın Hz. İbrahim'e ve onun soyundan gelenlere verdiğine inanılan...

Naziler ve Siyonist Ortakları

Naziler ve Siyonist Ortakları

Hitler'e karşı savaş başladığında neredeyse tüm Yahudi örgütleri müttefiklerle güçlerini...

İsrail’i Kuran Terörist Örgütler: Haganah, Irgun ve Lehi

İsrail’i Kuran Terörist Örgütler: Haganah, Irgun ve Lehi

Ortadoğu'yu kan gölüne çeviren İsrail'in kuruluş süreci de katliamlarla doludur. İsrail'in...

Protestanlık Uğruna Bir Savaş: 30 Yıl Savaşı

Protestanlık Uğruna Bir Savaş: 30 Yıl Savaşı

30 yıl savaşları 1618-1648 yılları arasında Almanya merkezli gerçekleşen ama bütün Avrupa’yı içine...

Üç Kralın Savaşı: Vadisseyl Muharebesi

Üç Kralın Savaşı: Vadisseyl Muharebesi

1578 yılında Portekiz Kralı, Muhammed El Mütevekkil’e destek vermek amacıyla ordusuyla Fas’a çıkarma...

Şekerin Acı Tarihi

Şekerin Acı Tarihi

Günümüzde neredeyse her alanda kullandığımız bir ürün olan şeker, Hindistan'dan başlayarak...

ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER