Konya Bilim Merkezi İlimge

Dünyanın Devletsiz Kıtası Antarktika ve Antarktika Antlaşması

 Derya Bakır
 6 dk  367

Dünya üzerinde hiçbir devletin söz hakkının olmadığı, insanlar tarafından kolonileştirilmemiş, yerli halkının foklar ve penguenlerden oluştuğu bir kıtadır Antarktika. Antarktika’nın keşfi bile neredeyse iki asır önce gerçekleştirildi. 1821 yılında da insanlık adaya ilk adımını attı. Antarktika’nın benzersiz doğası, dünya üstünde bilim adamları için bir laboratuvar görevi görüyor oluşu, biyolojik çeşitliliği ve üzerinde askeri faaliyetlere izin verilmeyişi, bu kıtayı dünya için hem özel ve hem de ilginç kılmaktadır. Antarktika Sözleşmesi, kıtanın uluslararası çerçevede korunması, iş birliği ve bilim faaliyetlerinin yönetimini sağlamaktadır.

Antarktika’nın varlığı konusundaki tahminlere ilk olarak Antik Yunan filozoflarında rastlanmaktadır. Filozofların denge ve simetri üzerine geliştirdikleri düşüncelere göre dünyanın uzak bir noktasında büyük bir kara parçasının bulunması gerekiyordu. Pek çokları tarafından coğrafya biliminin kurucusu olarak kabul edilen Batlamyus da asırlar sonra, M.S. 2. yüzyılın ilk yarısında dünyanın simetrisi ve dengesinin sağlanması için güneyde büyük bir kara parçasının varlığının gerekli olduğunu öngörmüştür. Kıtanın keşfi için çağlar boyunca aralarında James Cook’un da bulunduğu birçok kâşif çaba göstermesine rağmen Antarktika, bir insan gözü tarafından ilk defa ancak 1820’de görülmüştür.

27 Ocak 1820'de Fabian Gottlieb von Bellingshausen ve Mikhail Lazarev liderliğindeki bir Rus keşif gezisi, Prenses Martha Sahili'nde daha sonra Fimbul Buz Rafı olarak anılacak bir buz rafı keşfetti. Bellingshausen ve Lazarev, Antarktika kıtasını gören ve resmi olarak keşfeden ilk kâşifler oldu. Üç gün sonra, 30 Ocak 1820'de, İrlandalı Edward Bransfield'ın kaptanlığını yaptığı bir İngiliz keşif gemisi Trinity Yarımadası'nı gördü ve on ay sonra da Amerikalı denizci Nathaniel Palmer, 17 Kasım 1820'de Antarktika'yı gören üçüncü kâşif oldu. Adaya ilk ayak basma başarısını ise her ne kadar bütün tarihçiler tarafından kabul görmese bile büyük olasılıkla bir yıldan biraz daha sonra, 7 Şubat 1821’de fok avcısı Amerikalı Kaptan John Davis gerçekleştirmiştir.


Keşfedildikten sonra kıta fok ve balina avcılarının ve onlarla birlikte aynı gemiyle gelen doğa bilimcilerinin uğrağı olmuştur. Birçok ülke tarafından gerçekleştirilen keşif gezileri 19. yüzyıl boyunca devam etmiş, hatta 1892-1917 yılları arasında yapılan maceralı keşif yolculuklarından dolayı bu döneme “Antarktika Keşiflerinin Kahramanlık Çağı” adı altında özel bir isim bile verilmiştir. Kahramanlık Çağı'nın ödülü Güney Kutbu'nu bulmak ve ona ulaşmaktı. Bu amaca ulaşmak için 1910 yılında iki sefer yola çıktı; Fram gemisiyle Norveçli kutup kaşifi Roald Amundsen ve Terra Nova gemisiyle İngiliz Robert Falcon Scott. Amundsen, kıtaya Balinalar Körfezi'nden girdi ve Axel Heiberg Buzulu üzerinden kutup platosuna giden bir rotayı kullanarak 14 Aralık 1911'de kutup noktasına ulaşmayı başardı. Scott ve dört arkadaşı, Amundsen'den 33 gün sonra, 17 Ocak 1912'de Beardmore rotasını kullanarak Güney Kutbu'na ulaştı. Ancak beş arkadaş da Kutup'tan dönüş yolculuğunda açlık ve soğuktan öldü.

Keşifler zamanla yerini bilimsel çalışmalara bırakmaya başladı. 1928’de Richard E. Byrd öncülüğünde kıta üzerinde ilk bilimsel çalışmalar gerçekleştirilmeye başlandı ve bu çalışmalar 1947’ye kadar sürdü. Günümüzde halen devam eden bilimsel çalışmaların temelleri ise 1956- 1958 yılları arasında atılmıştır.

Tabi Antarktika, tarihi boyunca sadece keşiflerin ve bilimsel çalışmaların konusu olmamıştır. Kıtanın siyasi tarihinde ülkeleri Antarktika Antlaşması’na götüren çıkar çatışmaları da yaşanmıştır. Antarktika Antlaşması, 1908 ve 1940 tarihleri arasında Antarktika’da toprak talebinde bulunan Şili, Avustralya, Norveç, Yeni Zelanda, Arjantin ülkeleri arasında çıkan çıkar çatışmaları ve talepler nedeniyle ilerleyen süreçte bu durumların artarak çoğalmaması, kıtanın güvenliği ve barışçıl koşullar altında bilimsel faaliyetlerin gerçekleşmesi için atılmış uluslararası bir adımdır. Antarktika Antlaşması, 1 Aralık 1959 senesinde Antarktika’da gerçekleştirilen Birinci Uluslararası Jeofizik Yılı (IGY) sırasında Antarktika ve çevresinde bulunan on iki ülke (Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Birleşik Krallık, Sovyetler Birliği, Güney Afrika, Norveç, Yeni Zelanda, Japonya, Fransa, Şili, Avustralya, Belçika) tarafından Washington’da imzalanmış, 23 Haziran 1961 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Antlaşmaya taraf olan ülke sayısı bugün itibariyle 56’dır. Antlaşma, kıta üstündeki toprak taleplerini dondurmuş, kıtanın doğasını korumuş, toprak üstünde askeri bir yapılanmaya engel olmuş ve uluslararası işbirliği içinde bilimsel çalışma yapılabilmesini sağlamıştır. Bu antlaşmayla birlikte kıta, uluslararası arenada korunan ortak bir mirastır.

Antlaşmanın içeriğinde, Antarktika’da sadece barışçıl amaçlar için bilimsel çalışmalar yapılacağı; maden araması, maden çıkarımı ve etütleri, enerji araştırmaları, tarihi alanlara ve anıtlara zarar vermenin ve bu alanları yıkmanın yasak olduğu; bölgede bulunan paleontolojik kalıntıların Antarktika bölgesi dışına çıkarılmasının yasak olduğu; bu antlaşma yürürlükteyken kıta adına herhangi bir toprak talebi bulunulamayacağı gibi maddeler bulunmaktadır. Antlaşmaya göre Antarktika’ da bulunan tüm tesis, kurum ve istasyonlar her zaman tedbir için denetime açıktır.


Türkiye, Antarktika Antlaşmasında 1 Temmuz 1983 tarihinde gözlemci statüsünü kazanmıştır. 1995’te Antarktika Çevre Protokolünü imzalayarak antlaşmaya taraf olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, Antarktika kıtasına olan ilgisini, TÜBİTAK öncülüğünde gerçekleştirilen 2018 Ulusal Kutup Bilim Programı ile ilan etmiştir. 2019 yılında Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından koordine edilen bir çalışmayla Türkiye’den bir grup bilim adamı kıtaya araştırma yapmaya gitmiştir. Orada Türk Bilimsel Araştırma Kampı kurulmuş ve ekip bilimsel araştırmalar yapmışlardır. Bu üs geçici üs statüsünde olmakta beraber 2023 yılında üssün kalıcı bir üsse dönüştürülmesi planlanmıştır.

Antarktika kıtası tarih boyunca keşfedilmeye çalışılan, günümüzde de üstünde devlet olmayan bir kıtadır. Antarktika Antlaşması, kıtanın uluslararası ölçekte barışçıl koşullarda korunmasını ve bilimsel çalışmaların devamlılığını sağlamaktadır. Türkiye gibi dünya ülkelerinin de Antarktika ile ilgilenmesi, bilimsel çalışmalar yürütmesi, kıtanın bilimsel anlamda değerini yansıtmaktadır. Antarktika sözleşmeler ve çalışmaların ötesinde dünya için korunması gereken doğal bir mirastır.

#Antarktika #Antarktika Antlaşması #Fabian Gottlieb von Bellingshausen #Kıta
0
1
0
Kaynakça

Atlas dergisi, “Antarktika: Türkiye’nin Bilim İnsanları Antarktika’da”, 3.05.2016, Erişim:11.09.2023 https://www.atlasdergisi.com/kesfet/bilim-haberleri/antartika-turkiyenin-bilim-insanlari-antarktikada.html 

Lassalle, Kadriye Eylem Özkaya & Eken, Mehmet Evren & Atatorun, Mustafa. “Türkiye’nin Antarktika Açılımı: Stratejik, Ekolojik ve Etik Sorun ve Fırsatlar”, Uluslararası Afro-Avrasya Araştırmaları Dergisi, 8 (15), 1-14, 2023.

mevzuat.gov “Antarktika’da Çevre Koruma Protokolünün Uygulanmasına Dair Yönetmelik”, Erişim:11.09.2023 https://mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=34606&mevzuatTur=KurumVeKurulusYonetmeligi&mevzuatTertip=5 

Secretariat of the Antarctic Treaty, “The Antarctic Treaty”, Erişim:10.09.2023 https://www.ats.aq/e/antarctictreaty.html 

TRT Belgesel, “Gezegenin Kara Kutusu: Antarktika”, YouTube, Erişim: 11.09.2023 https://www.youtube.com/watch?v=pUeLhNWkZsE 


BENZER MAKALE
Jeolojide Bir Devrim: Kıtaların Kayması Teorisi

Jeolojide Bir Devrim: Kıtaların Kayması Teorisi

Levha tektoniği, Dünya'nın yer kabuğunun yavaş yavaş hareket ettiği fikrini ortaya koyan bir teoridir. Yer kabuğu...

Endülüslü Müslümanların Atlantik Okyanusunu Keşfetme Girişimleri

Endülüslü Müslümanların Atlantik Okyanusunu Keşfetme Girişimleri

Coğrafyacı al-Mas’udi, İber yarımadasında yaşayan Müslüman Arapların Atlantik okyanusunu keşfetmek amacıyla...

Babil ve Asma Bahçeleri

Babil ve Asma Bahçeleri

Babil tarihi, Mezopotamya'daki Babil kentinin tarihini kapsar. Babil, günümüzde Irak'ın güneyinde...

Tikal Tapınağı: Mayalar’ın Mimari Harikası

Tikal Tapınağı: Mayalar’ın Mimari Harikası

Tikal Tapınağı, Maya uygarlığı tarafından M.Ö. 4. yüzyılda inşa edilmiştir. Tikal, Maya uygarlığı döneminde...

Mısır Piramitleri: Antik Mimarinin Büyüleyici Yapıları

Mısır Piramitleri: Antik Mimarinin Büyüleyici Yapıları

Mısır Piramitleri, insanlık tarihindeki en etkileyici mimari başarılardan bazılarıdır.

Angkor Vat Tapınağı

Angkor Vat Tapınağı

Angkor Vatı, Kamboçya'da bulunan ve dünyanın en önemli arkeolojik bölgelerinden biri olan Angkor...

Baharatın Tarihi ve Baharat Yolu

Baharatın Tarihi ve Baharat Yolu

Antik ticaret yollarından oluşan bir ağ olan Baharat Yolu, baharatların menşe yerlerinden uzak noktalara taşınmasını kolaylaştırarak...

Orta Çağ Dünyası Kaşifi: İbni Battuta

Orta Çağ Dünyası Kaşifi: İbni Battuta

Faslı bir alim ve seyyah olan İbn Battuta, dönemin tüm kaşiflerinden daha uzaklara giderek yaptığı olağanüstü...

Aztek Başkenti: Tenochtitlan

Aztek Başkenti: Tenochtitlan

Güney Amerika’nın kadim halkları arasında yer alan Aztek İmparatorluğunun başkenti konumundaki Tenochtitlan,...

Çölün Efendileri: Tuaregler

Çölün Efendileri: Tuaregler

Tuareg, Touareg ve Tevarık olarak adlandırılan çölün halkı, Batı ve Orta Sahel bölgelerinde yaşamaktadır....

ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER