Konya Bilim Merkezi İlimge

Hz. Ömer Döneminde Kurulan Ordugâh Şehirler

 Havva Yılmaz
 8 dk  1087

Hz. Muhammed (s.a.v.) zamanında oluşturulan ordu Medine’den idare ediliyordu. Medine hem siyasi hem de dini bir merkezdi. Birçok konunun halledildiği yer olan mescit aynı zamanda askerî karargâhtı. Hz. Ebû Bekir zamanında da Medine askerî üs olarak kullanılmaktaydı.

Hz. Ömer döneminde fetihler hız kazanmış, Suriye, Mısır, Irak-İran cephelerinde oldukça geniş sınırlar elde edilmişti. Ülke sınırlarının genişlemesiyle bir uçtan diğer uca gitmek için 40-50 günlük yolculuklar yapmak gerekmekteydi. Müslümanların fethedilen bölgeye hükmedebilmesi, vergi ve ganimetleri toplaması, en önemlisi de yeni fetihler için askerî üsler kurmaları gerekiyordu. Bu sebeple fethedilen topraklar üzerinde yeni şehirler kurma ihtiyacı oluşmuştu. Halife Ömer bu ihtiyaca karşılık üzerine düşeni yapmış, fethedilen bölgelerde askerî üs (ordugâhlar) ve kışla inşa ettirmişti.

Hz. Ömer ilk iki ordugâh kentini, bölgenin yoğunluğu bakımından Irak topraklarında inşa ettirmiştir. Kurulan bu kentler yerleşim merkezleri için önem teşkil etmekteydi. Irak’ta bu iki şehre yani Basra ve Kûfe’ye ilave olarak Mısır’da üçüncü bir askeri üs olarak Fustât eklendi. Toplamda Basra, Kûfe ve Fustât olmak üzere üç askerî şehir kuruldu.


Basra

Müslümanlar tarafından kurulan ilk şehirdir. Şehrin kuruluş tarihiyle ilgili 14/635, 16/ 637, 17/638 gibi farklı rivayetler bulunmaktadır. Hz. Ömer, Irak cephesi fetihlerinde görevli olan Sad b. Ebî Vakkas’a bir mektup göndererek Basra topraklarında ikamet edecek bir ordu göndermesini istemiştir. Sa’d da ordudaki askerlerden Utbe b. Gazvân’ı bölgeye göndermiştir. Utbe, Basra’yı şehir şeklinde planlayarak kurmuş ve ilk vali olarak şehre atanmıştır. Utbe ileriki yıllarda hacca gitmek için yerine vekil olarak Muğire b. Şube’yi bırakmıştı. Hac dönüşünde Utbe b Gazvan vefat etmişti. Bunun üzerine Hz. Ömer Muğire’nin valilik görevine devam etmesini istemiştir.

Basra konum olarak Bağdat’ın güneydoğusunda, Dicle ve Fırat nehirlerinin yanında körfez boyunca yer almaktadır. Basra adeta farklı iklimlerin birleştiği yerde bulunan Hint, Fars ve Arap Yarımadası sınırlarının kesişme noktasında bulunuyordu. Irak’a deniz yoluyla girilebilecek bir yerde bulunduğundan dolayı önemi fazlaydı.

Şehrin kuruluş gerekçesi farklı şekillerde anlatılmıştır. İran ve Irak yollarında güvenliği tesis etmek, stratejik bir konumda olduğu için buraya askerî bir üs olarak kullanmak; Müslümanların doğu seferlerinin hareket üssü olarak kullanmak ve özellikle Irak’ın deniz yoluyla irtibatını kesmek için kurulmuştur. Hz. Ömer tarafından şehrin kurulacağı yer belirlendikten sonra Utbe, komutasındaki 800 kişiyle oraya gitmiş, burada şehrin temellerini atarak her kabileyi ayrı bir mahalleye yerleştirmiştir.

Müslümanlar buraya yerleştiklerinde ilk önce bölgedeki kamışları kullanarak evler yapmışlardı. Hatta ilk yıllarda yapılan evler sefere çıkıldığı zaman sökülmekteydi. Hicrî 17/638’de büyük bir yangın meydana gelmiş, şehrin birçok binası yanınca Sa’d b. Ebî Vakkas Hz. Ömer’e elçi göndererek taştan binalar yapmak için halifeden izin istemiş, Hz. Ömer de bir kişinin üç odadan fazla ev inşa etmemesi koşuluyla Sa’d b. Ebi b. Ebi Vakkas’a izin vermiştir.

Şehrin konumunun müsait olması nedeniyle göçlerle nüfusu artmıştır. Emevi Devleti’nin ilk yıllarında asker sayısı 80.000 kişiyi bulmaktaydı. Aileleriyle birlikte kişi sayısı 120.000 kişiye ulaşmıştı. Şehir merkezinde cami ve dârü’l-imâra yer almaktaydı. Devlet işlerinin yürütüldüğü bu merkezî bölgeye Bâtına adı verilmişti.

Basra şehri kuruluşunun üzerinden yirmi sene geçmeden İslam dünyasının ticaret noktalarından biri haline gelmiş, deniz ticaretinde kavşak noktalarda yer aldığı için kışla görünümünden çıkıp stratejik bir şehir olmuştur. Basra aynı zamanda birçok akademik konunun müzakere edildiği Arapça dil bilgisinin geliştiği önemli merkezlerin arasında bulunmuştur.

Kûfe

Kûfe de Basra gibi Müslümanlar tarafından Hz. Ömer zamanında kurulan şehirlerden biridir ve Irak topraklarından Fırat batı yakasına kadar uzanan geniş bir ova içinde büyük bir sahaya konumlanmıştır. Sad b. Ebî Vakkas tarafından kurulmuştur. Basra’nın kuruluşundan birkaç ay veya birkaç yıl arasında değişen süre zarfında, 635-640 yılları arasında kurulduğuna dair farklı rivayetler bulunmakla birlikte genellikle 638 tarihi öne çıkmaktadır.

Müslümanlar, Kadisiye Savaşı’nda Medain’i fethederek burada kalmaya başlamışlardır. Medain’e geçici olarak yerleştirilen Arapların sağlığı bulundukları yerin rutubetli havası ve sivrisineklerinin çokluğu sebebiyle bozulmuş, aynı şekilde hayvanlar da zarar görmüştü. Sa‘d b. Ebi Vakkas Arapların bu bölgelere uyum sağlayamadığını Hz. Ömer’e bildirmiştir. Hz. Ömer de Sad’a mektup yazarak bu durumun sebeplerinin araştırılmasını istemiş, Sa’d ise mektubunda bulundukları bölgenin (Dicle ve Medain) havasının sağlığa uygun olmadığını, ayrıca çok fazla sivrisinek bulunduğundan ve develerin yaşayamadığından bahsetmiştir. Durumu değerlendiren Hz. Ömer gönderdiği mektupta; “Araplar deve ile yaşarlar. Develerin yaşamasına elverişli olmayan yer Arapların yaşamasına da uygun değildir. Bunun için sen onlara acımtırak ot biten bir yer bul; ancak ordugâh-şehir için Medine ile arasında nehir engeli olmayan daha uygun bir yer tespit etmelisin. Benimle onlar arasında deniz olmasın,” diyerek şehrin yerinin belirlenmesinde dikkat edilecek hususları belirlemiştir.

Sa’d, Hz. Ömer’den gelen emir üzerine miladi 17 Ocak 638’de ordusuyla birlikte Medain’den çıkmıştır. Çeşitli araştırmalardan sonra Fırat ile Hire arasında Kufe’nin bulunduğu yere gelmişlerdir. Sa’d, kırk bin kişiden oluşan ordusunu çadırlara yerleştirmiştir. Başta Kûfe evleri de Basra gibi önce kamıştan yapılmıştır fakat çok geçmeden Basra’da meydana gelen yangının benzeri burada da meydana gelince halife taştan evler yapılmasını emretmiştir.

Kûfe şehri kurulduktan kısa bir süre sonra İslam medeniyetinin merkezlerinden biri olmuştur. Hz.Ali döneminde ve Abbasî Devleti’nin ilk yıllarında başkent olan Kûfe zamanla cazibesini kaybetmiş ve eski önemini yitirmiştir.

Fustât

Müslümanlar tarafından Amr b. el-As öncülüğünde Mısır’da, Kahire ile Eski Mısır arasında 18/639’da kurulan şehirdir.

İskenderiye fethedildikten sonra Amr b. el-As burayı vilayet merkezi yaparak bölgeyi buradan idare etmek istemiştir. Bu isteğini Hz. Ömer’e mektup ile bildirmiştir. Hz. Ömer İskenderiye ile Medine arasında engelin bulunup bulunmadığını sormuştur. Nil Nehri’nin şehrin hilafet merkeziyle arasına girdiğinden Hz. Ömer buna izin vermemiş; “Müslümanları kışın veya yazın benimle onların arasını bir suyun ayıracağı bir mevkiye yerleştirmeni istemem. Benimle onlar arasında deniz veya nehir bulunmasın. Öyle ki size gelmek istediğim zaman bineğime binip yanınıza kolayca gelebileyim.” cevabını vermiştir.

Amr b. el-As ordusuyla birlikte Babil Kalesi’ni fethetmek için gittiklerinde Fustât şehrinin bulunduğu yeri ordugâh olarak seçmiş ve orada konaklayıp çadır kurmuşlardır. Bizans’ın kalesi olan Babil'in kuşatılması için kurulan ordugâh böylece kalıcı bir şehre dönüşmüştür. Hz. Ömer tarafından Amr b. el-Âs’ın İskenderiye’ye yerleşme talebi reddedilip tekrar Babilon mevkiine geri döndüğü süreçten sonra Fustât şehrinin resmen kurulduğu (h. 20 Zilhicce 21/m. 8 Kasım 641) söylenmektedir.

Nil sahilinin kuzeydoğusunda kalan Fustât, Kahire’nin 2,5 km. güneybatısında yer alır. Nil Nehri, Fustât için hayati öneme sahiptir. Halk gıda ve ulaşım açısından suyun nimetlerinden istifade etmiş, bu coğrafi durum medeniyetin yükselmesini de beraberinde getirmiştir.

Şehre Fustat adının veriliş sebebine dair farklı rivayetler vardır. Kelime olarak Fustât’ın “çadır” ve “içinde insanların toplandıkları mescit, vb. yerler” gibi manaları vardır. Genel kabule göre ismini kuruluşun başlangıcını oluşturan Amr’ın çadırına nispetle buraya Fustât adı verilmiştir.

Hz. Ömer on yıl halifelik yapmıştır. Bu dönem kısa bir süre olmasına rağmen İslam dininin yarımada sınırlarının dışına taşıp yayılmasına, askerî ve dinî sahalarda yapılan yeniliklerle kendisinden sonraki dönem için rol model olmasına sebep olmuştur. Fetihleri hızlandıran ve kolaylaştıran önemli amillerin başında ordugâhlar gelmektedir. Kurulan bu şehirler askerî fayda sağlayacak şekilde stratejik önemi bulunan yerlerde konumlandırmıştır. Hilafet merkezi olan Medine şehri ile arasında nehir veya deniz olmamasına dikkat edilmiştir. Bu sistematik askeri başarıda kurulan askeri şehirlerin rolü oldukça büyük olmuştur.

#Hz.Ömer #Ordugah şehirler #Kufe #Basra
0
0
0
Kaynakça

Can, Yılmaz, “Hulefâ-İ Râşidin Döneminde Ortaya Çıkan Ordugâh Şehir Modeli Üzerine Bir Değerlendirme”, İSTEM 6 (01 Aralık 2005), 215-235

Akarsu, Murat. "Hz. Ömer Döneminde Yönetim Ve Yöneticilerin Uygulamalarından Kesitler”, İslam Tarihi Araştırmaları Dergisi, 4, 2018, 63-93.

 Barış, Mustafa Necati, “Hz. Ömer’in Yönetim Anlayışı”, Diyanet İlmi Dergi 54 (3), 2018, 121-148.


BENZER MAKALE
Hristiyanların Endülüs’ü Geri Alma Projesi: Reconquista

Hristiyanların Endülüs’ü Geri Alma Projesi: Reconquista

718 yılında başlayan ve yaklaşık sekiz asır boyunca devam eden, 1492 yılında Gırnata’nın işgal edilip Endülüs...

Müslümanlarla Mekkeli Müşrikler Arasındaki İkinci Savaş: Uhud Gazvesi

Müslümanlarla Mekkeli Müşrikler Arasındaki İkinci Savaş: Uhud Gazvesi

Uhud Gazvesi, Mekke müşriklerinin Medine’deki Müslümanları yok etmek amacıyla Bedir’in ardından...

Roma'nın Yıkılışının İlk Adımı Ecnadeyn Savaşı

Roma'nın Yıkılışının İlk Adımı Ecnadeyn Savaşı

Suriye, Mısır, Filistin ve Ürdün bölgelerinin Müslümanlar tarafından fethinin ilk adımı...

Erdemliler Topluluğu: Hilfü’l-Fudûl

Erdemliler Topluluğu: Hilfü’l-Fudûl

Cahiliye Dönemi’nde Mekke'de bozulan asayişi temin etmek adına bir araya gelinerek kurulan topluluğa Hilfü’l-Fudûl...

Arapları Şirke Götüren Kişi: Amr bin Luhay

Arapları Şirke Götüren Kişi: Amr bin Luhay

Amr B Luhay, putları Hicaz bölgesine getirerek, Araplara putperestliği öğreten kişi olarak bilinir. Bazı rivayetlere...

İslam Devletlerinde Haberleşme: Berid Teşkilatı

İslam Devletlerinde Haberleşme: Berid Teşkilatı

Haberleşme ihtiyacı insanlık var olduğundan beri mevcuttur. Bu ihtiyacı gidermek amacıyla insanlar ilk çağlardan...

Osmanlı Devleti’nde Medrese Geleneği

Osmanlı Devleti’nde Medrese Geleneği

İslam topraklarında ortaya çıkmış olan medrese geleneği, İslam eğitim sisteminin temel kurumudur. Sözlükte...

Heterodoks Yapılanma: Karmatiler

Heterodoks Yapılanma: Karmatiler

Şii Karmati Devleti tarafından 929-930 yıllarında Mekke şehri ele geçirilmiş ve yağmalanmıştır. Karmati oluşumları...

Olağanüstü Vergilendirme: Avarız

Olağanüstü Vergilendirme: Avarız

Avarız, arıza kelimesinin çoğuludur. Kelime; kaza, bela, beklenmedik engel manasına gelir. İkincil anlam olarak olağanüstü...

Güney İtalya'da İslam: Sicilya Emirliği

Güney İtalya'da İslam: Sicilya Emirliği

İtalya Yarımadasından bir boğazla ayrılan Sicilya Adası, Müslümanlar tarafından 827 yılında ele geçirilmiştir....

ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER