Konya Bilim Merkezi İlimge

Osmanlı Devleti’nde Medrese Geleneği

 Havva Yılmaz
 5 dk  169

İslam topraklarında ortaya çıkmış olan medrese geleneği, İslam eğitim sisteminin temel kurumudur. Sözlükte okumak, anlamak, bir metni öğrenmek ve ezberlemek için tekrarlamak anlamına gelen medrese ders (derase) kökünden türemiş bir mekân ismidir.

Osmanlı Devleti’nin medreseye yaklaşımı Osmanlı yöneticilerinin görüşleri doğrultusunda şekillenmekteydi. Resmiyette eğitimin amacı ilk etapta bilim ve hikmetin takip edilmesi, ardından; erdem, yetenek, din ve şeriat konularının açıklanması ve geliştirilmesi yönündeydi. Bu sebeple medrese (İslami kimliği nedeniyle) Müslümanların eğitim gördüğü bir kurumudur.


Medreseler üç ana sebep üzerine kurulmuştur;

1) Müderris yetiştirmek.

2) Devlet adamı yetiştirmek (bunun yanı sıra din, hukuk, tıp ve astronomi alanlarında da öğrenciler yetiştirmeyi başarmıştır).

3) Adalet mensuplarını yetiştirmek (Yıkıcı batıni akımların artmasıyla devlet adamları tedbir almış, medrese çalışmalarına hız verilmiştir).

Osmanlı medreselerinin tarihi, ikinci Osmanlı padişahı Orhan Bey’in İznik’te 1331’te kurduğu ilk medreseden başlar ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreselerin kapatılmasına kadar devam eder. Altı asırlık geniş bir zaman dilimini kapsayan medrese sistemi, ona paralel olarak geniş bir coğrafyada hizmet vermiştir.

Osmanlı Beyliği’ndeki ilk medrese Orhan Bey tarafından, 1331'de fethinin hemen ardından İznik'te kurulmuştur. Kurucusuna nispetle bu medrese İznik Orhaniye’si ismini almıştır. Daha sonra bu medreseyi, Bursa ve Edirne'de kurulan diğer medreseler takip etmiştir.

14. yüzyılın başlarından Fatih Sultan Mehmed'in saltanatının ilk yıllarına kadar büyük şehirlerde; Bursa'da yirmi beş, Edirne'de on üç ve İznik'te dört medrese bulunmaktaydı. Aynı dönemde küçük şehirlerde de kırk tane medrese bulunuyordu. Kısaca Osmanlı Devleti’nde yükseköğrenimin başlangıç aşamasında olduğu 1331-1451 yılları arasında toplam 82 medresenin kurulmuş olması, yükseköğreniminin ne kadar hızlı geliştiğini bir göstergesidir.

II. Mehmed'in Konstantinopolis'i fethetmesiyle ilim ve eğitim hayatında yeni bir dönem başlamıştı. Fetihten hemen sonra II. Mehmed, Zeyrek'teki kiliseleri eğitime tahsis ettirmiş ve fethin sembolü olan Ayasofya'yı camiye çevirmişti. Papaz odalarını medrese haline getirtmiş ve avlusunda tek katlı bir medrese inşa edilmesi emrini vermişti. (Bu medreseye daha sonra Bayezid döneminde ikinci kat eklenmiştir.) Ayasofya Medresesi, ülkenin en iyi medreselerinden biri haline gelmişti. İlk müderrisi II. Mehmed’in “dönemin İmam-ı Azam'ı” şeklinde övdüğü ünlü İslam hukukçusu Molla Hüsrev’di. Daha sonra Ali Kuşçu ve aralarında 16. yüzyıl şeyhülislamları Hamid Efendi, Abdülkadir Şeyhi Efendi ve Çivizade Mehmed Efendi'nin de bulunduğu çok sayıda ünlü âlim bu medresede müderrislik yapmışlardı.

Fatih Sultan Mehmed daha sonra kendi adıyla anılacak büyük bir külliyenin inşası için emir vermiştir. 1471 yılında tamamlanan ve sekiz medreseden oluşan külliye, Arapça'da "sekiz avlu" anlamına gelen Sahn-ı Seman adıyla bilinmektedir. Arkasında sıralanan sekiz tetimme medresesiyle bu yapı, sadece Osmanlı tarihinde değil İslam eğitim tarihinde de yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Bu medrese önemli bir konuma, fiziksel ve mimari özelliklerinin yanı sıra geniş mali kaynaklara ve benzersiz bir müfredata sahip bir yükseköğrenim ve araştırma kurumudur.


Diğer önemli medreselerden biri ise; I. Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan Süleymaniye Külliyesi’dir. Estetik ve sembolik özellikleriyle İstanbul'un en büyük Osmanlı eserlerinden biridir. Bu yapı, bir camiyle birlikte çeşitli sosyal ihtiyaçlara hizmet eden diğer yapıları da içerecek şekilde inşa edilmiştir. Süleymaniye Külliyesi'nde cami ve türbelerin çevresinde yer alan yapılar arasında devletin en yüksek medresesi olarak kurulan darülhadis, dört ayrı fıkıh medresesi, ilahiyat mektebi, tıp okulu ve darüşşifa yer almaktadır.

Medreselerde tefsir, hadis, fıkıh, akaid, kelâm, mantık gibi dini içerikli ve pratik faydaları olan derslerin yanında bu derslerin daha iyi anlanabilmesi için Arapça, nahiv, sarf da okutulmuştur. Dersler çoğunlukla kitaba dayalı olarak işlenmiş, çoğu zaman okunan kitaplar 'ders adı' olarak değerlendirilmiştir.

Osmanlı coğrafyasında medreseler genel olarak vakıf işlevi görmüş ve mali kaynakları ile bu kaynakların kullanımı ve kontrolü vakıf kurallarına göre yapılmıştır. Bu sistemde söz konusu kurumlardaki durum ve koşullar vakfiye ile belirlenmiştir. Ancak medrese işlemleri aynı zamanda halkın eğitimini de ilgilendirdiğinden başkent İstanbul'dan medreselere sıkı denetim uygulanmıştır. Önceleri tüm medreseler kazaskerlere bağlıyken 16. yüzyıldan sonra medreselerin üst kademelerinin kontrolü şeyhülislama verilirmiş ve diğerleri kazaskerlerin kontrolü altında kalmıştır. 19. yüzyıldan itibaren tüm teşkilat şeyhülislamın İstanbul'daki makamına devredilmiştir.

Osmanlı medreseleri, geleneksel İslam medreselerinin devamı niteliğinde olsalar da yüzyıllar geçtikçe kendi müfredat ve eğitim geleneğini oluşturmuşlardır. 16. yüzyılın sonlarına doğru medreselerin performansı giderek eski düzeylerin altına düşmeye başlamış, bu durum müderrisleri, eğitim müfredatını ve öğrencileri etkilemiştir. Medreselerin gerilemesi ilmî çalışmalara ilginin azalmasını, mevâlizâde üyelerinin oğullarının özel bağlantılar yoluyla ilmî kariyerlerde üst düzey makamlarda görev alıp hızla yükselmelerini sağlamıştır. Bu durum rüşvetin ve iltimasın yaygınlaşmasına, ilmiye kanunlarına uygunsuz davranışlara neden olmuş; medrese sistemi bozulmuş ve başta ilim olmak üzere birçok alanda gerileme başlamıştır.

Sonuç olarak 19. yüzyılda İstanbul'da 5369 talebesi olan 166 aktif medrese kalmıştır. 1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti çıkarttığı Tevhidi Tedrisat kanunu ile Osmanlı medrese sistemine son vermiştir.

#Osmanlı #Eğitim #Medrese #Sahn-ı Seman Medresesi
0
0
0
Kaynakça

Karakök, Tunay, “Yükseköğretim Kurumu Olarak Osmanlı’da Medreseler: Bir Değerlendirme”. Bartın University Journal of Faculty of Education, 2/2, 208-234, 2013.

İhsanoğlu, Ekmeleddin, “Osmanlı Medrese Tarihçiliğinin İlk Safhası (1916-1965) -Keşif ve Tasarlama Dönemi-”, Belleten 64/240, 541-582, 2000.

İstanbul Tarihi, “Osmanlı İstanbul'unda Geleneksel Eğitim ve Ulema | Büyük İstanbul Tarihi”, Erişim 30 Kasım 2023. https://istanbultarihi.ist/331-osmanli-istanbulunda-geleneksel-egitim-ve-ulema 

BENZER MAKALE
Hristiyanların Endülüs’ü Geri Alma Projesi: Reconquista

Hristiyanların Endülüs’ü Geri Alma Projesi: Reconquista

718 yılında başlayan ve yaklaşık sekiz asır boyunca devam eden, 1492 yılında Gırnata’nın işgal edilip Endülüs...

Müslümanlarla Mekkeli Müşrikler Arasındaki İkinci Savaş: Uhud Gazvesi

Müslümanlarla Mekkeli Müşrikler Arasındaki İkinci Savaş: Uhud Gazvesi

Uhud Gazvesi, Mekke müşriklerinin Medine’deki Müslümanları yok etmek amacıyla Bedir’in ardından...

Roma'nın Yıkılışının İlk Adımı Ecnadeyn Savaşı

Roma'nın Yıkılışının İlk Adımı Ecnadeyn Savaşı

Suriye, Mısır, Filistin ve Ürdün bölgelerinin Müslümanlar tarafından fethinin ilk adımı...

Öğretmen Değil Rehber

Öğretmen Değil Rehber

Çoğu zaman kendisine atfedilen kutsallıkla birlikte anılan öğretmenlik mesleğinin de bir tarihsel süreci...

Erdemliler Topluluğu: Hilfü’l-Fudûl

Erdemliler Topluluğu: Hilfü’l-Fudûl

Cahiliye Dönemi’nde Mekke'de bozulan asayişi temin etmek adına bir araya gelinerek kurulan topluluğa Hilfü’l-Fudûl...

Arapları Şirke Götüren Kişi: Amr bin Luhay

Arapları Şirke Götüren Kişi: Amr bin Luhay

Amr B Luhay, putları Hicaz bölgesine getirerek, Araplara putperestliği öğreten kişi olarak bilinir. Bazı rivayetlere...

İslam Devletlerinde Haberleşme: Berid Teşkilatı

İslam Devletlerinde Haberleşme: Berid Teşkilatı

Haberleşme ihtiyacı insanlık var olduğundan beri mevcuttur. Bu ihtiyacı gidermek amacıyla insanlar ilk çağlardan...

Heterodoks Yapılanma: Karmatiler

Heterodoks Yapılanma: Karmatiler

Şii Karmati Devleti tarafından 929-930 yıllarında Mekke şehri ele geçirilmiş ve yağmalanmıştır. Karmati oluşumları...

Olağanüstü Vergilendirme: Avarız

Olağanüstü Vergilendirme: Avarız

Avarız, arıza kelimesinin çoğuludur. Kelime; kaza, bela, beklenmedik engel manasına gelir. İkincil anlam olarak olağanüstü...

Güney İtalya'da İslam: Sicilya Emirliği

Güney İtalya'da İslam: Sicilya Emirliği

İtalya Yarımadasından bir boğazla ayrılan Sicilya Adası, Müslümanlar tarafından 827 yılında ele geçirilmiştir....

ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER