Konya Bilim Merkezi İlimge

Lefebvre’ün Mekân Üçlemesi

 Umutcan Uzuntaş
 5 dk  127

Bireyler için kaçınılmaz bir gerçeklik olan uzam yani mekân olgusu, felsefi açıdan farklı düşünürlerce ele alınmıştır. Aristoteles’in ussal kategori görüşü ve ardından Descartes’in ortaya koyduğu kartezyen mekân yorumu uzun yıllar kabul görmüştür. Bir düşünür, aklın dengeleriyle oynayacak sorular sormaya başlayıncaya kadar modern bir çalışma tam anlamıyla ortaya konmamıştır. Bireyin varoluşuyla temelden ilişkili olan mekân nasıl ortaya çıkmıştır? Birey tarafından ortaya konan düşünsel mekânlar nasıl açıklanabilir? Bu ve benzeri sorular Fransız filozof Henri Lefebvre tarafından derinlemesine incelenmiştir.

Ona göre mekân canlı bir organizmadır. Bu görüşüyle kendine kadarki olan süreçte kabul gören görüşü reddetmiştir. O güne dek çoğunlukla sürekli olan ve ilerlemeci bir yaklaşımı olan zaman kavramı irdelenmiştir. Çünkü zaman değişendir, tanık olandır, ayrıca egemen olandır. Lefebvre işaret etmiştir ki bu nitelikler mekân için de geçerlidir. Üstelik bu niteliklerin arttırılabileceğini de belirtmiştir çünkü mekân, farklı anlayışlarda farklı köken ve tiplere bölünmektedir. Dolayısıyla düşünür, mekânı cansız gören ve zaman olgusuyla ayrı tutanları eleştirmiştir. Ona göre zaman ve mekân, yalnızca bir soyutlama olarak değil yaşamın her alanında, oluşumunda ve üretiminde tam bir bütün olarak kavranmalıdır. Elbette bütün olarak kastedilen birleşik bir unsur demek değildir, zaman da mekân da kendi başlarına ayrı birer olgudur. Bütünlük, biri varken diğerinin yok olamayacağıdır. Kısaca zaman ve mekân var olmak için birbirine gereksinim duyan bağıl unsurlardır.

Lefebvre felsefesini kurarken fizik, matematik, tarih, coğrafya ve daha birçok bilimsel alana hitap etmiştir. Aynı zamanda bir sosyolog olan düşünür toplum açısından bakarak çıkarımlarda bulunmuştur. Mekân ve birey olguları arasındaki ilişkiye odaklanmıştır. Yine burada da karşılıklı bir bağlılık ve etkileşim söz konusudur. Bireyler farkında olarak veya olmayarak mekânlar inşa etmektedirler ancak bu onların yaratıcıları olduğu anlamına gelmemektedir. Zira bireyin var oluşu da mekâna bağlıdır, mekân tarafından inşa edilir. Lefebvre ne ve nasıl sorularına oldukça karmaşık yanıtlar vermiştir. Bunun nedenini mekânın sorular sorarak anlaşılabilecek bir olgu olmadığı, sorularla sorgulandığı sırada biçim değiştirdiği ve başka mekânlara akarak dönüştüğü şeklinde açıklamıştır. Ki bu yanıt, zaman olgusunun akıcılığı ve değişkenliği göz önüne alındığında tutarlıdır. Çünkü mekân da tıpkı zaman gibi devinim içindedir.


Düşünür, özellikle üretim kavramını sıklıkla kullanmaktadır. Mekân konusunu detaylı olarak işlediği eserinin adını da “Mekânın Üretimi” şeklinde belirlemiştir. Kavramın önemi toplumun işlevi ya da ödevi denebilecek bir konumda yatmaktadır. Mekânın üretimi her zaman toplumsal üretimi işaret etmektedir, toplumsal üretim de mekânın üretimini. Her toplum yapısı, aslında kendi üretimi olan mekânın bir üretimidir. Bunun anlamı, toplumun mekân olgusunun yine toplumun bir ürünü ve gereksinimi olduğudur. Toplumda her birey yaşamı boyunca kontrol sahibi olmaya çalışmaktadır, daha sağlıklı yaşamaya, daha güzel giyinmeye, daha iyi evler inşa etmeye ve nicesine uğraş vermektedir. Tüm bu uğraş bir üretimdir ve toplumun kendini, nasıl bir arada tutabileceği yönelik programladığı bir mekân meydana getirmektedir.

Buradan hareketle mekânların üretildiği bu sistemde düşünürün mekân üçlemesi yöntemi ortaya çıkmaktadır. Buna göre üç tip mekân vardır: Algılanan, Tasarlanan ve Yaşanılan Mekân. Algılanan mekân toplum üyeleri tarafından deneyimlenen gerçekliklerdir. Gündelik yaşantıları, rutinleri ve alışkanlıkları ile üretime devam ettikleri mekândır. İş yerleri, alışveriş merkezleri, yerleşim yerleri örnek olarak gösterilebilir. Tasarlanan mekân ise çoğunlukla otoriteler tarafından kurulan, mimar, mühendis, sanatçı ve planlamacıların ürünü olan mekândır. İktidarın gücü belirgindir ve ideolojik ögeler barındırmaktadır. Lefebvre modern dönemde bu mekânı kapitalizm üzerinden açıklamış ve açıkça eleştiri yöneltmiştir. Ana düşünce, sermaye olgusunun mekân üzerindeki etkisi, her şeyin ticaret ürünü halini alması yani metalaşmasıdır. Tümü bu mekânda gerçekleşmektedir. Plazalar, fabrikalar, sanayi siteleri ve sosyal alanlar tasarlanan mekâna örnek gösterilebilir. Yaşanılan mekânsa diğer iki mekândan kurtulabilen, baskılanan isteklerin açığa çıktığı bir boyut, dayatılanlara karşı durulduğu bir mekândır. Burada müdahale yoktur, ideoloji yoktur ve sosyal normların eziciliği yoktur. Düşünüre göre bireyler, bir üçüncü mekân olduğu için ilk iki mekâna katlanmaktadır.

Sonuç olarak, Henri Lefebvre 20. yüzyılın önemli düşünürlerindendir. Kurmuş olduğu mekân üçlemesi yöntemi ve mekân-toplum ilişkisi üzerine olan görüşleri iz bırakmıştır. Mekân olgusunun kendinden var olan ve soyutlanmış bir yapı olmadığını, devinim içinde, tarihsel açıdan evrilen veya dönüşen canlı bir organizma olduğunu savunmuştur. Toplumun nerede konumlandığını ve üretim noktasındaki yerini de buradan yola çıkarak açıklamıştır. Üretimde her bireyin katılımı vardır ve mekân, bu birleşimin kendisidir.

#Henri Lefebvre #Mekân Üçlemesi #Zaman
0
0
0
Kaynakça

Karaçizmeli, Mahmut, “Lefebvre ve Foucault’da Mekân: Kuramsal Bir Tartışma”, Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi, 52, 166-178, 2021.

Kurtar, Senem, “Mekânı Yaşamak: Lefebvre ve Mekânın Diyalektik Oluşumu”, TÜCAUM, 349-356. 2015. Erişim 25.02.2024. http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2015/08/semp7_41.pdf 

Lefebvre, Henri. “Mekânın Üretimi”, çev. Işık Ergüden. Sel Yayıncılık, 2014.

BENZER MAKALE
Felsefi Düşüncede Arkhe

Felsefi Düşüncede Arkhe

Evrenin nasıl ortaya çıktığı, evrende var olan şeylerin kökeninin ne olduğu sorusu insanlığın en eski ve temel...

Çin Felsefesinde Toplumsal Düzen Fikri

Çin Felsefesinde Toplumsal Düzen Fikri

Yol, kaos ve düzen Çin felsefesinin merkezinde yer alan üç önemli kavramdır. Yol, düşünce...

Nietzsche ve Üstinsan Kavramı

Nietzsche ve Üstinsan Kavramı

Karakteristik pos bıyığı, acı yaşantısı ve kafa karıştıran eserleriyle tanınan Friedrich W. Nietzsche, felsefenin büyük...

Mary’nin Odasına Ziyaret

Mary’nin Odasına Ziyaret

Zihin felsefesinde tartışılagelen en temel konulardan biri fizikalizm üzerinedir 1931 yılında Otto Neurath ve 1932’de...

Bir Basitlik İlkesi: Ockham’ın Usturası

Bir Basitlik İlkesi: Ockham’ın Usturası

Ockham'ın usturasının prensibi genellikle İngiliz teolog, mantıkçı ve bir Fransisken rahibi olan Ockhamlı William'a...

Gazzâli ve Rüya Argümanı

Gazzâli ve Rüya Argümanı

Müslüman filozof ve hukuk bilgini Ebu Hamid el-Gazzâli (1058-1111), Descartes'tan 500 yıl önce...

İnsanı Hayvan Sayan Felsefi Görüş: Animalizm

İnsanı Hayvan Sayan Felsefi Görüş: Animalizm

Türkçeye “hayvancılık” olarak çevirebileceğimiz animalizmin ayırt edici iddiası temel metafizik...

Elealı Zenon ve Paradoksları: Aklın Sorgusu

Elealı Zenon ve Paradoksları: Aklın Sorgusu

Yaklaşık 2500 yıl kadar önce Elealı filozof Zenon ortaya birtakım fikirler attı ve çılgınca sorular sordu. Zenon...

Skolastik Felsefenin Doğuşu

Skolastik Felsefenin Doğuşu

8. ve 15. yüzyıllar Hıristiyan Ortaçağ felsefesinde Skolastik dönem olarak bilinmektedir. Bu dönemde...

George Orwell’in Siyaset Felsefesi

George Orwell’in Siyaset Felsefesi

Orwell’in siyaset felsefesinde temel iki kavram; 1930’ların ortasından hayatının sonuna kadar savunduğu sosyalizm...

ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER