Konya Bilim Merkezi İlimge

Gazzâli ve Rüya Argümanı

 Meryem Sena Yılmaz
 6 dk  142

Şu anda uyanık olduğumuzdan ve aslında rüya görmediğimizden nasıl emin olabiliriz? Fransız filozof René Descartes (1596-1650), Meditasyonlar kitabının başında buna benzer bir soruyu sormasıyla ünlüdür. Cevabı, rüya görmediğinden emin olamadığı için rüya görmediğini bilmediği ve bunu bilmediği için duyularından edindiği inançların hiçbirinin bilgi olamayacağı şeklindeydi.

Bilgiden yoksun olduğumuz görüşünü ifade eden bu tür bir şüpheciliği ortaya koymak için rüyaların kullanılması, çağdaş filozofların sıklıkla kabul ettiğinden daha zengin bir tarihe sahiptir. Müslüman filozof ve hukuk bilgini Ebu Hamid el-Gazzâli (1058-1111), Descartes'tan 500 yıl önce bilgiye ilişkin şüpheci kaygıları dile getirmek için rüyaları kullanmıştır.

Gazzâlî'nin “Rüya Argümanı”nın rolünü ve bunu herhangi bir bilgiye sahip olup olmadığımız konusunda şüphe uyandırmak için nasıl kullandığını anlamak için otobiyografik el-Münkız mine'd-Dalâl (Dalaletten Hidayete) adlı eserine başvurulmalıdır.

Gazzâlî, eserini şüpheden kesinliğe giden entelektüel yolculuğunu soran isimsiz bir kişiye yazılan bir mektup olarak çerçevelemektedir. Gazzâlî, entelektüel yolculuğuna gençliğinde İslami yetişme tarzının getirdiği pek çok dini ve kültürel inanca kesin olarak sahip olduğunu anlatarak başlar. Kendi inançlarının Hıristiyan ve Yahudi olarak yetiştirilen insanlardan farklı olduğunu anlayınca bu inançlardan şüphe etmeye başlar. Kendi toplumunda rutin olarak kabul edilen inançların herhangi bir doğruluk payı olup olmadığını tespit etmek ve eğer doğruysa bunları kesin olarak bilmek ister. Böylece kesinliği yeniden kazanma yolunda attığı adımları açıklar.

İlk adım olarak Gazzâlî, duyularından ve aklından yola çıkarak neye inandığını kesin olarak bilip bilemeyeceğine yardımcı olacak bir standart önerir ve üzerinde düşünür:

“Sonra anladım ki kesin bilgi, bilinen şeyin onda hiçbir şüphe kalmayacak kadar açık hale getirildiği, yanılgı olasılığının eşlik etmediği ve aklın böyle bir olasılığı varsayamayacağı kadar açık bir bilgidir.”

Gazzâlî, birçok inancının bu sınavdan sağ çıkamayacağını tespit eder. Dahası, duyusal deneyimlerden kaynaklanan inançlarından şüphe etmeye başlar çünkü bu inançlar rasyonel inançlar tarafından yanlışlanıp düzeltmeye açıktır:

“Duyuların en güçlüsü görme duyusudur. Göz, gölgenin durduğuna, hiç hareket etmediğine hüküm verir. Hâlbuki bir müddet sonra tecrübe ve gözlem sayesinde bir gölgenin hareket ettiğini anlar… Yine göz bir yıldıza bakar ve onu dinar büyüklüğünde küçük bir şey olarak görür. Hâlbuki astronomi ve hendese ilimleri ile o yıldızın, üzerinde yaşadığımız dünyadan daha büyük olduğu anlaşılır. Duyu organlarının kendi bilgilerine göre verdikleri hükümlerin yanlış olduğunu, akıl savunmaya imkân bırakmayacak şekilde gösterir.” Dolayısıyla Gazzâlî, duyusal deneyimleriyle ilgili daha önce sahip olduğu kesinlikten şüphe etmeye başlar.

Duyusal deneyimlerin gerçekten hakikati temsil ettiğinden şüphe etmek için nedenlerimiz vardır çünkü başka bir duyusal deneyim çoğu zaman önceki deneyimle çelişmektedir. Dahası matematiksel kanıtları veya diğer bilimsel metodolojileri kullanmamız duyusal deneyimlerimizin gerçekliği karşıladığından şüphe etmek için güçlü bir neden sunar.

Gazzâlî daha sonra, “10, 3’ten büyüktür” veya bir iddianın aynı anda hem onaylanıp hem de reddedilemeyeceği inancı gibi akla dayalı inançları (kendisinin "birincil gerçekler" dediği şeyleri) ele alır. Ona göre bu inançlar, duyusal deneyimlerden elde edilen inançlardan daha iyi sonuç vermez.

Okuyucusunun bunun nedenini anlamasına yardımcı olmak için Gazzâlî, onlarla tartışabilecek şekilde duyularını kişileştirir. Duyular, Gazzâlî'nin duyusal deneyimlerden "daha yüksek" bir yetenek olduğuna inandığı aklın duyusal deneyimden şüphe etmek için kullanılabileceğini, hatta "daha yüksek" bir yeteneğin de aklın inançları hakkında şüpheler uyandırabileceğini ileri sürerler.

Bu hayali tartışmada Gazzâlî'nin duyusal deneyimleri, rüya görme analojisine başvurarak argümanlarını güçlendirir. Duyuları Gazzâli’ye şöyle der: “Rüya gördüğümüzde, rüyada gördüğümüz şeyin gerçek olduğuna kesinlikle inanırız. Ancak uyanırız ve rüyada gördüklerimizin doğru olmadığını anlarız. Eğer rüya görme ve uyanıklık deneyimi dışında üçüncü tür bir deneyime sahip olsaydık, uyanıkken normalde sahip olduğumuz inançlardan da şüphe edebilirdik.” Bu üçüncü tür deneyime sahip olmak bir rüyadan uyanmaya benzer: bu deneyimde daha yüksek bir gerçekliğe “uyanıyor” oluruz.

Gazzâlî daha sonra bu üçüncü tür deneyimin imkânı hakkındaki tartışmasını açar. Hepimizin mantığın ötesine geçen bir yeteneğe, ilham yeteneğine sahip olduğumuzu öne sürer. Allah'ın mükemmelliği, özellikle de O'nun her şeyi bilen ve mutlak iyi olduğu göz önüne alındığında, kişinin Allah'la ilgili bu üçüncü türden deneyimleri, duyusal ve rasyonel inançlarımızın çoğuna kesinlik sağlar. Başka bir deyişle Gazzâlî'ye göre kişi Allah'ı ancak kalbine ihsan edilen nur ile ve bu nurun yaşattığı deneyimler ile bilir. Allah'ın varlığını veya kalbe indirilen nur tecrübesini kabul etmese bile, bir kişi akılla ve apaçık hakikatlerle bağdaştırdığımız kesinlik konusunda şüpheye düşebilir. Çünkü Gazzâlî'nin kişileştirdiği duyular açıkça rüya benzetmesiyle daha yüksek bir yeteneğin ihtimalini göz önüne serer.

Dalaletten Hidayete’nin başlangıcında Gazzâlî, ilk bakışta kesin gibi görünen inançlara şüphe düşürmek için bilginin doğasına ilişkin bir takım şüpheci kaygıları gündeme getirir. Mektubun geri kalanında Gazzâlî çeşitli disiplinlerin hakikat arayışlarını anlatır.

#Rüya #Gazzâlî #argüman #felsefe
0
1
0
Kaynakça

Cevizci, Ahmet, Felsefe Sözlüğü, Paradigma Yayınları, 2005.

Descartes, Rene, Meditasyonlar, Alfa Yayınları, 2020.

İmam Gazali, El-Münkız Mine'd-Dalal- Dalaletten Hidayete, Gelenek Yayıncılık, 2023.

Ovacık, Zübeyr, Gazzali’de Metafizik Bilginin İmkânı Açısından Rüya, Sosyal Bilimler Dergisi, 13 (2), 2011, 31-42.


BENZER MAKALE
Felsefi Düşüncede Arkhe

Felsefi Düşüncede Arkhe

Evrenin nasıl ortaya çıktığı, evrende var olan şeylerin kökeninin ne olduğu sorusu insanlığın en eski ve temel...

Çin Felsefesinde Toplumsal Düzen Fikri

Çin Felsefesinde Toplumsal Düzen Fikri

Yol, kaos ve düzen Çin felsefesinin merkezinde yer alan üç önemli kavramdır. Yol, düşünce...

Nietzsche ve Üstinsan Kavramı

Nietzsche ve Üstinsan Kavramı

Karakteristik pos bıyığı, acı yaşantısı ve kafa karıştıran eserleriyle tanınan Friedrich W. Nietzsche, felsefenin büyük...

Mary’nin Odasına Ziyaret

Mary’nin Odasına Ziyaret

Zihin felsefesinde tartışılagelen en temel konulardan biri fizikalizm üzerinedir 1931 yılında Otto Neurath ve 1932’de...

Bir Basitlik İlkesi: Ockham’ın Usturası

Bir Basitlik İlkesi: Ockham’ın Usturası

Ockham'ın usturasının prensibi genellikle İngiliz teolog, mantıkçı ve bir Fransisken rahibi olan Ockhamlı William'a...

İnsanı Hayvan Sayan Felsefi Görüş: Animalizm

İnsanı Hayvan Sayan Felsefi Görüş: Animalizm

Türkçeye “hayvancılık” olarak çevirebileceğimiz animalizmin ayırt edici iddiası temel metafizik...

Elealı Zenon ve Paradoksları: Aklın Sorgusu

Elealı Zenon ve Paradoksları: Aklın Sorgusu

Yaklaşık 2500 yıl kadar önce Elealı filozof Zenon ortaya birtakım fikirler attı ve çılgınca sorular sordu. Zenon...

Skolastik Felsefenin Doğuşu

Skolastik Felsefenin Doğuşu

8. ve 15. yüzyıllar Hıristiyan Ortaçağ felsefesinde Skolastik dönem olarak bilinmektedir. Bu dönemde...

George Orwell’in Siyaset Felsefesi

George Orwell’in Siyaset Felsefesi

Orwell’in siyaset felsefesinde temel iki kavram; 1930’ların ortasından hayatının sonuna kadar savunduğu sosyalizm...

Sokrates'le İyi Bir Hayat Nasıl Yaşanmalı?

Sokrates'le İyi Bir Hayat Nasıl Yaşanmalı?

Sokrates etik ve ahlak konularında konuşmuş önemli bir isimdir. Mutlu olmayı ahlaklı olmakla bir sayan Sokrates'e...

ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER