Konya Bilim Merkezi İlimge

Fıçıda Yaşayan Adamın Felsefesi: Kinizm

 Umutcan Uzuntaş
 6 dk  216

Platon ile alay eden, Büyük İskender’i ‘güneşimi kapama yeter’ diyerek ciddiye almayan ve bir fıçıda yaşamasıyla tanınan Sinoplu Diyojen’in felsefesi: Kinizm. Kinik felsefe olarak da anılan bu düşünce biçimi, Antik Yunan devrinden bir felsefe okulu ve öğretidir. Sokrates’in etik ve mutluluk kavramlarını anlayış ve işleyişinin bir tür devamı niteliğinde görülen bir okuldur. Yüzyıllar boyu kabul görmüş, takipçileri tarafından sürdürülmüştür ancak kaynağından saptığı da olmuştur. Zaman içinde körelerek yalnızca düşünsel dünyaya sıkışmış ancak esin kaynağı olarak farklı felsefe okullarına önayak olmuştur. Özellikle temsilcilerinin ilginç yaşam tarzları ile dikkat çekmiştir. Çünkü bu öğretinin temsilcileri düşüncelerini, yaşadıkları topluma ve toplum kurallarına ne kadar aykırı olursa olsun çekinmeden yaşam tarzlarına yansıtmışlardır. Sinoplu Diyojen ya da Diogenes en ön plana çıkanlarıdır ki bu yaşam tarzı ve davranışları onu Büyük İskender kadar ünlü etmiştir. Peki nedir bu öğreti, nasıl bir yaşam tarzı sunar?

Kinizmin babası olarak Gorgias’ın öğrencisi Antisthenes’ten bahsedilir. İyi olma cevherinin kişinin öz benliğinde olduğundan söz eder Antisthenes. Şöhret ve iktidar hırsı gibi olguların bizi paraya yani zenginlik arzusuna sürüklediğini söyler. Buna karşın gerçek iyi bireyler çalışkanlıklarıyla ve özverileriyle öne çıkarlar. Bunun içinse hazdan, lüksten ve kibirden uzak olmalıdır birey. Erdemin bu şekilde öğrenilebileceğinden, bir kez öğrenildiği zaman da asla kaybolmayacağından bahseder. Diyojen ile yollarının kesişmesi ise geleceğin filozofunun o zamanki adıyla Sinope’den sürülmesi ve Atina’ya gelmesi ile gerçekleşir. Diyojen sahte para bastığı gerekçesiyle sürülmüştür. Atina’ya geldiğinde Antisthenes’in öğretilerini duyar ve öğrencisi olmak ister. Aslında öğrenci kabul etmeyen Antisthenes’i ısrarcılığıyla ikna eder ve öğrencisi olur. Üstadının öğretilerini tam anlamıyla hatta ilerleterek yaşamına yansıtır. Köle olarak satılmış ancak bunu kötü görmemiş ‘aslanlar bakıcılarının değil, bakıcılar aslanların kölesidir’ demiştir. Onu satmak üzere olan kişi uzmanlık alanını sorduğunda ‘ben bireyleri yönetirim’ demiştir. Onu kölelikten kurtarmak isteyenler olmuşsa da geri çevirmiştir.

Kinik felsefenin temelinde erdem arayışı vardır, yaşamın anlamını doğada, doğa ile uyumlu bir yaşantıda erdeme erişmek ve yaşamını buna göre sürdürmek anlayışı vardır. Erdem zor bulunur bir olgu haline gelmiş ve toplumsal etik ve bakış açısına sıkıştırılmaya çalışılmaktadır. Ama toplumsal olan nasıl kötü olabilir ki? Peki, bir olguyu toplumsal olduğu gerekçesiyle meşru görmek ne kadar doğrudur? Kinikler bu sebeple her türden topluluğa ve toplumsallığa karşı çıkmışlardır. Onlara göre erdem ancak bireyde bulunabilir ve birey kendine dönerek erdemli olmaya çalışmalıdır. Burada toplumun ne düşündüğü önemli değildir çünkü topluma uygun olan değil erdemli olan erdemlidir. Gündüz vakti elinde ikonik feneriyle Atina sokaklarında dolanan Diyojen’e ne yaptığı sorulduğunda ‘erdemli birey arıyorum’ demesi buradan gelir.

Kinikler modern yaşama, kent yaşantısına, ulus ayrımlarına, zenginliğe, şöhrete ve daha birçok olguya doğaya aykırı oldukları gerekçesiyle karşı çıkmışlardır. Doğa-Yasa ayrımını ortaya koyarak etraflarındaki her şeyi bu ayrıma dayanarak incelemişlerdir. Doğal olanla yasal olanı ayıran bu sistemle tüm yasal kurumları, gelenekleri ve değerleri reddetmişlerdir. Topluma ve devlete karşı bireyi savunmuş, aile, evlilik ve yurda bağlılık gibi birçok norma karşı kayıtsız kalmışlardır. Bu yönüyle bir sokak köpeği gibi görülmüşlerdir. Kinizm adının da buradan geldiği söylenir, kinik kelimesi ‘köpeksi’ anlamına gelmektedir. Çeşitli tahminler ve teoriler olmasına karşın en kuvvetli görüş budur. Birçok kinik düşünürün bu sıfatı gururla kucakladığı görülmüştür. Sinoplu Diyojen, temsilen çizilen resimlerinin neredeyse tamamında yanında köpek veya köpeklerle çizilmiştir.


Kinikler şöhreti, hazzı, lüksü ve rahat yaşamayı reddetmişlerdir, yaşamlarını bir sokak köpeği gibi yaşamışlardır. Kendine egemen olma ve dış dünyaya bağlılığı en aza indirme anlayışıyla bu yaşam tarzını seçmişlerdir. Çünkü onlara göre asıl mutluluk buradadır. Diyojen yaşantısına yoksul başlamamış ancak yaşamın onu getirdiği noktada yoksulluktan kaçmamıştır. Zorluklara karşı kendini geliştirmiş, kalacak yer bulamayınca bir fıçıyı kendine ev tayin etmiştir. Kendisini köle olarak satın alan Kseniades’e ‘kendine bir efendi alıyorsun’ demiştir. Kseniades’in şaşkın ifadesine karşın da ‘kendine bir hekim alsaydın sen mi onun efendisi olacaktın o mu senin’ diye karşılık vermiştir. Köpeklerin de kendi sorunlarını algılama ve onları giderme üzerine bir yetileri vardır. Bu noktada patisine diken batan köpek örneği verilir ve ondan nasıl kurtulmaya çalıştığına dikkat çekilir.

Kinikler oldukça varlıksız hatta görece yoksuldurlar ancak bundan asla gocunmazlar. Kendilerine yetecek kadar yiyecek buldularsa yer, giyecek buldularsa giyer ve fazlasına göz ucuyla bakmazlar. Asıl zenginliğin bu olduğundan söz ederler. Antisthenes, “asıl zenginlik ruhumuzdadır,” der. Diyojen ise “gerçek soylu kişi serveti ve hazzı hor görür, yoksulluğun, şöhretsizliğin, yaşamın zorluklarının üstündedir.” diye anlatır. Bu anlamda Kinikler soylu ya da zengin kimseleri sıradan kişiler gibi görmüştür. Büyük İskender ile Diyojen arasında geçen birkaç diyalogdan söz edilir. Örneğin bir keresinde Diyojen’i kemik yığınını karıştırırken gören İskender, ona ne yaptığını sorar. Diyojen ise “babanızın kemiklerini arıyorum ancak kölelerin kemiklerinden ayırt edemiyorum.” şeklinde yanıt vermiştir.

Sonuç olarak Kinikler yaşamın asıl amacını erdemli olmakta, kibirden, lüksten ve hazdan uzak olmakta görürler. Kendilerini, medeniyet denilen ve bireyi erdemden uzaklaştırdığını düşündükleri bu toplumsal düzenden kaçınarak doğaya bırakırlar. Elbette toplumca ayıp karşılanan her şeyi güpegündüz yaptıkları için çokça eleştirilmişlerdir. Diyojen’in fıçıda yaşadığı süreçte kamuya açık alanlarda ihtiyaçlarını giderdiği söylenir. Ancak düşünsel yönüyle önemli yere sahip olan bu öğreti tüm aşırılıklarına rağmen dikkat çekmekte ve esin kaynağı olmaktadır. Stoacılar başta olmak üzere farklı felsefe kurumlarına öncülük etmiş, kurucusu olmamasına karşın yaşantısıyla öne çıkmış Sinoplu Diyojen ile özdeşleştirilmiştir.

#Diyojen #Kinizm #Felsefe
0
2
0
Kaynakça

Arslan, Ahmet. “İlkçağ Felsefe Tarihi 4 Helenistik Dönem Felsefesi: Epikurosçular, Stoacılar, Septikler”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, Ekim 2008.

Laertios, Diogenes. “Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri”, Çev. Candan Şentuna, Yapı Kredi Yayınları, 2007.

Luck, Georg. “Köpeklerin Bilgeliği Antikçağ Kiniklerinden Metinler”, Çev. Oğuz Özügül. Say Yayınları, 2011.


BENZER MAKALE
Felsefi Düşüncede Arkhe

Felsefi Düşüncede Arkhe

Evrenin nasıl ortaya çıktığı, evrende var olan şeylerin kökeninin ne olduğu sorusu insanlığın en eski ve temel...

Çin Felsefesinde Toplumsal Düzen Fikri

Çin Felsefesinde Toplumsal Düzen Fikri

Yol, kaos ve düzen Çin felsefesinin merkezinde yer alan üç önemli kavramdır. Yol, düşünce...

Nietzsche ve Üstinsan Kavramı

Nietzsche ve Üstinsan Kavramı

Karakteristik pos bıyığı, acı yaşantısı ve kafa karıştıran eserleriyle tanınan Friedrich W. Nietzsche, felsefenin büyük...

Mary’nin Odasına Ziyaret

Mary’nin Odasına Ziyaret

Zihin felsefesinde tartışılagelen en temel konulardan biri fizikalizm üzerinedir 1931 yılında Otto Neurath ve 1932’de...

Bir Basitlik İlkesi: Ockham’ın Usturası

Bir Basitlik İlkesi: Ockham’ın Usturası

Ockham'ın usturasının prensibi genellikle İngiliz teolog, mantıkçı ve bir Fransisken rahibi olan Ockhamlı William'a...

Gazzâli ve Rüya Argümanı

Gazzâli ve Rüya Argümanı

Müslüman filozof ve hukuk bilgini Ebu Hamid el-Gazzâli (1058-1111), Descartes'tan 500 yıl önce...

İnsanı Hayvan Sayan Felsefi Görüş: Animalizm

İnsanı Hayvan Sayan Felsefi Görüş: Animalizm

Türkçeye “hayvancılık” olarak çevirebileceğimiz animalizmin ayırt edici iddiası temel metafizik...

Elealı Zenon ve Paradoksları: Aklın Sorgusu

Elealı Zenon ve Paradoksları: Aklın Sorgusu

Yaklaşık 2500 yıl kadar önce Elealı filozof Zenon ortaya birtakım fikirler attı ve çılgınca sorular sordu. Zenon...

Skolastik Felsefenin Doğuşu

Skolastik Felsefenin Doğuşu

8. ve 15. yüzyıllar Hıristiyan Ortaçağ felsefesinde Skolastik dönem olarak bilinmektedir. Bu dönemde...

George Orwell’in Siyaset Felsefesi

George Orwell’in Siyaset Felsefesi

Orwell’in siyaset felsefesinde temel iki kavram; 1930’ların ortasından hayatının sonuna kadar savunduğu sosyalizm...

ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER